Belki de ben bugün ilk defa her şeyin sonundayım.
Gene bir yığın günler geçip gidecek ve ben kendime, işte bugün ilk defa her şeyin sonundayım mı diyeceğim?
Korkuyorum. Korkuyorum. Korkuyorum.
La vida no se mide por las veces que respiras, sino por los momentos que te dejan sin aliento.
Hayat, aldığın nefeslerin sayısıyla değil, nefessiz bırakan anlarla ölçülür.
Bilmezse aşkı hâl-i pürmelâli,
+Maşuk yakmış kalbini
Yakan maşuktur, bilir halini.
+Derdi olmuş maşuku
Derttir aşkın en hakîkî yârı.
+Derman aramış âhını
Âh ile yoğrulur vuslatın kararı.
+Sarmış gece yâdını
Gece onunla gelir, gündüz onunla var olur yâdı.
Bazı yerler vardır; uğrunda çabalarsın, beklersin, konuşursun, susarsın… Olmaz. Elinden geleni yaparsın; sevgini verirsin, sabrını, anlayışını, bazen gururunu bile. Ama yer yine de seni içine almaz. Sen o yeri güzelleştirmek için çırpındıkça, seni eksiltir, seni inkâr eder. Kafka’nın sözündeki yalın gerçek burada başlar: Bazen gitmek, kalmaktan daha insanca bir eylemdir.
Kendimize içtenlikle sormamız gereken bazı sorular vardır: Neden buradayım? Neden hâlâ burada çabalıyorum? Gerçekten güzel bir şey mi inşa ediyorum, yoksa kendi yok oluşumu mu izliyorum?
Toplum bize çoğu zaman kalmayı öğütler. “Diren, sabret, mücadele et.” Oysa bazen en büyük cesaret, vazgeçme kararında saklıdır. İnsanın en çok kendine karşı dürüst olması gerekir. Eğer bir yer seni tükettikçe tüketiyor, seni sen olmaktan çıkarıyorsa, orada kalmak değil, gitmek gerekir.
Bazı yollar, gitmekle güzelleşir. Bazı insanlar, gittiğinde öz değerini anlar. Ve bazı yerler, senin eksikliğinde büyür.