Osman Tabakcı

Osman Tabakcı
@SAHAF_ELFIDA42
Arapça mütercim ve tercümanlık
Konya
17 okur puanı
Mart 2026 tarihinde katıldı
Dinde zorlama yoktur...
İslâm düşüncesinin amacı, herhangibir yolla zor kullanarak insanlara kendisini kabul ettirmek değildir. Hatta daha önceki semavî dinlerde bulunan Hz. Musa'ya verilen dokuz mu'cize, Hz. İsa'ya verilen beşikte konuşmak, ölüleri diriltmek ve hastalıkları iyileştirmek gibi hidayet için aracı kılınan mucizeler İslâm'da yoktur. İslâm'da ortaya çıkan mucizeler bir gaye veya hedef değildir. İslâm dini, insanlığın henüz gelişmeye başladığı ilk dönemlerde bile sürekli akla ve mantığa hitab etmiştir. İnsanları kendine çekmeye çalışırken onlara akli kanunlar ve ikna edici deliller göster miştir. Bu amaçla zoraki yollara başvurmamıştır. İnsanların değişik inançlara sahip olmalarını müsamahayla karşılamış, hatta bu ayrılığı fıtrî bir zaruret olarak kabullenmiştir
Sayfa 118 - Beka·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam
İslâm'ın Irkçılığa ve Milliyetçiliğe Karşı Tavrı...
İslâm doğduğu günden itabaren ırkçılığa ve milliyetçiliğe dayanan her türlü hareketi reddederek, tüm insanlığı tek bir esasa bağlamıştır. Cinslerin ve ırkların birbirlerine üstünlüklerinin bulunmadığını, renk ve dillerdeki farklılıkların insanlar arasında üstünlük açısından bir önem taşımadığını ilan etmiştir. Allah Teâlâ bu ırk farkını, insanların birbirleriyle tanışıp sevişmeleri için var etmiştir. İslâm'a göre, üstünlüğü belirleyen tek meziyet; Allah'tan hakkıyla korkmak, O'nun emirlerine itaat etmek ve O'nun kullarına güzellikle muamele etmektir. Çünkü bunlar şahsî niteliklerdir; ırk ve renk gibi öncelikle insana verilmiş değillerdir.
Sayfa 107 - Beka·Kitabı okudu
Alıntı
Tartışmasız bir gerçek...
İslâmi sistem ne kölelik, ne derebeylik, ne kapitalist, ne sosyalist, ne de komunist bir sistemdir. İslâmi sistem başlı başına bir sistemdir
Sayfa 105 - Beka·Kitabı okudu
Alıntı
İslam tüm çağların gereksinimlerini karşılayacak mükemmelliktedir
İslâm toplumunda teşrî (yasama) organının en önemli özelliği, sabit bir kaynağa dayanması; yani İslâm şeriatından kaynaklanmasıdır. Aslında yasama organı sosyal gelişimin ve bu gelişimi devam ettiren faaliyetlerin en önemli unsurudur. Buna rağmen İslâm fikhı, toplumda meydana gelen ihtiyaçlara ve değişen ilişkilere yine de en iyi şekillerde cevap verebilme kabiliyetine sahiptir. Fakat fikh'ın gelişmesi ve ilerlemesi de kendi başına bırakılmamış, sabit bir kaynağa ve ilahî birtakım esaslara bağlanmıştır. Özellikle, Allah Teâlâ'nın İslâm toplumunda devam etmesini istediği önemli özellik ve unsurların muhafaza edilmesine dikkat edilmiştir. İşte bu özellikleriyle İslâm şeriatı daima İslâm toplumu için gelişme ve yenileme kapılarını açan etkin bir korkuluk konumunda bulunur. Evet, her alanda gelişme ve yenilenme ve fakat bu korkuluğun belirlediği sınırlar dahilinde; sabit kaynağın prensiplerine uygun olarak! İşte böylece İslâm toplumunun asıl tabiatı parlak ve açık bir şekilde ortaya çıkar.
Sayfa 76 - Beka·Kitabı okudu
Alıntı
İslam gericilik değil, medeniyet sistemidir...
Bu insanların bütün dayanakları sanayi medeniyetlerinin ürettiği büyük maddedir. Sanki bizim ileri sürdüğümüz inanç sistemi onların saraylarını, fabrikalarını ve medeniyetlerinin meyvelerını yutacak ve onları, şehirlerini ve güzel evlerini terkedip mağaralarda ve kovuklarda yaşamaya muhtaç edecek, modern ulaşım vasıtalarından mahrum edip fil ve develeri kullanmaya mahkûm edecekmiş gibi bize karşı şiddetle direniyorlar. Onların bütün bu iddiaları basit ve gülünç tekerlemelerden ibarettir. Başlangıçta niyeti kötü ve vicdanı bozuk olmayanlar bile onların bu propagandalarıyla tavırlarını değiştirmektedirler. Halbuki İslâmî hareket bir özgürlük hareketidir. Öncelikle ruhu ve fikri özgürlüğe kavuşturan bir inkilab hareketidir. İslâm herşeyden önce fikri her türlü vehim ve hurafelerden kurtarır, onu yeryüzündeki hayatı geliştirmeye yöneltir ve insanlara, hayatla kendi aralarındaki yakınlık ve dostluk bağlarını kuran tabiattan korkmamalarını, hayata bir düşman gibi soğuk bakmamalarını ve samimiyetle, güvenle yaklaşmalarını tavsiye eder. Sonra ruha özgürlük verir, onu her türlü basitlik ve fesaddan korur ve ardından en yüce ufuklara doğru yükselmesini sağlayarak bütün hayatı kendisine çeker.
Sayfa 44 - Beka·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam