Osman Tabakcı

Osman Tabakcı
@SAHAF_ELFIDA42
Arapça mütercim ve tercümanlık
Konya
17 okur puanı
Mart 2026 tarihinde katıldı
Rabbani bir sistemin yüceliği...
10/10
·174 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 16 Mart 2026 01:04
Yazar öncelikle kendisinden Allah razı olsun... Kitabında daima islam nizamının rabbani bir nizam (yani Allah-u Tealadan gelen bir sistem olduğuna değinmiştir,) Bununla birlikte rabbani bir nizam olan bu islam nizamını beşeri nizamlar ile kıyaslayarak diğer uydurma nizamların insanlığın gereksinimlerine cevap veremeyecek düzeyde olduğunu belirtmiştir... Ve bu beşeri nizamlar daima temelinde kula kulluk üzerine kurulduğu için maddeci ve materyalist bir toplum meydana getirmiştir... Bu toplumun fakirleri dâimâ ezilmiş, Aristokrat kısmı ise beşeri sistemlerin kendilerine vermiş olduğu ruhi açlık sınırını aşamayarak bunalım içerisinde kalmışlardır... Tabiki yazar bunlardan bahsederken komünizm, sosyalizm, emperyalizm, ve kapitalizmin eksikliklerini islâm'ın yücelikleri ile kıyaslayarak yapmıştır... Kesinlikle herkesin okumasını tavsiye ettiğim bir kitap dünyaya bakış açınızı değiştireceğini garanti ederim.
Alıntı
İslam Toplumuna DoğruSeyyid Kutub · Beka Yayınları · 2014260 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?

Osman Tabakcı

, bir kitap okudu
10/10
·174 syf.··
Beğendi
·
3 günde okudu
·
Okunma: 16 Mart 2026 01:04
·
2026 4. kitabı
Seyyid Kutub
9.1/10 · 260 okunma
Hakimiyyet meselesi...
Rabbanî nizâmda hakimiyyet kayıtsız şartsız Allah'ındır. İnsanlardan hiç kimse hakimiyet iddiasına kalkışamaz. Bu yetki yalnızca Allah'a aittir. Kanun koymak Allah'a mahsustur. İnsanlara düşen görev ise bu kanunları hayatın her alanına hakim kılmak ve uygulamaktır. Hatta hakkında kesin hüküm bulunmayan alanlarda bile insanların yeni bir hüküm icad etmeleri mümkün olmayıp sadece İslâmî ruha uygun çözümler bulmakla yükümlüdürler. İnsanlık, pratik hükümlerin uygulanmasında İslâm nizâmının ortaya koyduğu esas kurallara uymak zorundadır. Allah'ın koymuş olduğu hükümler arasında seçme, Allah'ın kanunlarını bozma ve değiştirme hakları yoktur. Aralarında Allah'ın indirmiş olduğu ile hükmet ve onların hevalarına tabi olma! Allah'ın sana indirmiş olduklarının bir kısmından seni vazgeçirmelerinden sakın. Eğer onlar senden yüz çevirirlerse, artık bil ki Allah onları bazı günahlarından dolayı musibete uğratmak istiyordur. Şüphe yok ki insanların bir çoğu fısk içindedir. (Mâide/49)
Sayfa 168 - Beka·Kitabı okudu
Alıntı
Islâm'ın adaleti kâğıt üzerinde kalmış bir teori değildir
Halife Hz. Ali birgün kaftanını kaybeder ve ararken onu bir hristiyanın üzerinde görür. Bunun üzerine hristiyan'ı tutarak Kadı Şureyh'in huzuruna çıkarır ve Şureyh'e 'Bu adamın üstündeki kaftan benim kafnanımdır. Bunu ona ne sattım, ne de bağışladım' der Kadı Şureyh o hristiyana dönerek Mü'minlerin emîrinin bu iddiası hakkında ne diyorsun?' diye sorar. O da Mü'minlerin emîrine yalancı diyemem, ama bu kaftan be-nim kaftanımdır' diye cevap verir. Bunun üzerine Kadı Şu-reyh Hz. Ali'ye dönerek İddianızı isbat edecek bir deliliniz var mı?" diye sorar. Hz. Ali gülümseyerek doğru söyledin ey Şureyh! Elimde hiçbir delilim yok' der. Böylece kaftanın hristiyana ait olduğu hükmüne varılır. Hristiyan, Hz. Ali'nin gözleri önünde kaftanı alıp yürür. Mü'minlerin emîri ise onun arkasından bakakalır. Hristi-yan birkaç adım gittikten sonra geri dönerek 'Artık ben inandım ki bunlar peygamberlerin getirmiş olduğu hükümlerdir. Mü'minlerin emîri beni kendi Kâdısına şikayet ediyor, fakat Kadısı onu haksız çıkararak kaftanı bana veriyor. Şu halde Allah'tan başka ilah olmadığına ve Hz. Muhammed'in O'nun kulu ve rasûlü olduğuna şahadet ederim. Ey mü'minlerin emîri! Kaftan gerçekten sizindir. Siz ordunuzla Sıffin'e giderken sizi takip etmiştim. O zaman bu kaftan devenizden düşmüştü der. Bunun üzerine Hz. Ali de 'Muslüman olduğunuza göre bu kaftanı size bağışlıyorum' der.
Sayfa 145 - Beka·Kitabı okudu
Alıntı
Peki ya günümüz emekli vatandaşlarımızın durumu?
Hz. Ömer birgün bir yahudinin dilencilik yapmakta olduğunu görür ve ona 'Seni bu duruma düşüren şey nedir?" diye sorar. Bunun üzerine yahudi 'Sen bana cizyeden ve ihtiyarlıktan sor!' diye sitem eder. Bu cevabı duyan Hz. Ömer onun elinden tutup evine götürür, günlük ihtiyacını verdikten sonra hazine görevlisine "Bu adama ve aynı durumdaki insanlara iyi bak!" der; "eğer biz onlardan gençliklerinde yararlanıp ihtiyarlıklarında da kendilerini yüzüstü bırakacak olursak, Allah'a yemin ederim ki insafsız bir iş yapmış oluruz! 'Sadakalar Allah'ın farz kıldığı üzere yoksullar ve düşkünlere verilir'. (Tevbe/60) İşte bu adam da ehl-i ki-tab'ın düşkünlerindendir". (T.W. Arnold, İslâm'a Davet) Yine Hz. Ömer Şam'a giderken çok fakir düşmüş bir hristiyan kabilesi gördüğünde kendilerine sadaka ve yiyecek verilmesini emretmiştir. (Ebu Yusuf, Kitab'ul-Harac)
Sayfa 133 - Beka·Kitabı okudu
Alıntı