Osman Tabakcı

Osman Tabakcı
@SAHAF_ELFIDA42
Arapça mütercim ve tercümanlık
Konya
17 okur puanı
Mart 2026 tarihinde katıldı
Sosyal adaletin gerçekleşebilesi için...
İnsanların camiye gitmeleriyle, mevlid merasimleri düzenlemeleriyle veya peygamberlerin efendisine methiyeler dizip hutbeler okumalarıyla sosyal adalet gerçekleşmez. Yine meczupların dua etmeleri, gürültülü zikirler yapmaları, bağırıp çağırmaları, hoplayıp zıplamalarıyla da sosyal adalet gerçekleşmez. Yine bu adalet, büyük ulema heyeti oluşturup fakirliği öven fetvalar çıkarmakla, karışıklık ve rezilliğin önüne geçmek için fakirlere af belgeleri dağıtmakla da gerçekleşmez. Bu adalet, fakir ve miskinler için sosyal adalet isteyen Ebu-zer el-Gıfariyi suçlayan fetvalar çıkarmakla, vaazlarla dolu kağıtlar yayınlamakla, ayaklar altında sürünüp ezilen ve bugün değerini yitirmiş olan ahlâka ağıtlar dizmekle de gerçekleşmez. Bu iş ancak İslâm'ın hayatın içine girip hayata yön vermesiyle gerçekleşebilir. Herşeyden önce devlet İslâmî bir otoriteye sahip olmalıdır. Daha sonra insanların birbirleriyle olan münasebetleri ve devlet-halk ilişkisi İslâmî yasalara göre olmalıdır. İslâm hukuku yalnızca bireysel ilişkilerde değil; ticaret, aile ve ceza hukuku gibi toplumu şekillendirip yön veren her alanda da esas kabul edilmelidir.
Sayfa 82 - Beka·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam
İslâm Mutlaka Hâkim Olmalıdır
İslâm'ın iş yapması isteniyorsa, hükmü de onun vermesi şarttır. İslâm, insanları mescid ve tekkelerde inziva hayatı yaşatmak ve vicdanlarda hapsedilmek için gelmemiştir. Tam aksine hayata hükmederek onda istediği şekilde tasarruf etmek için gelmiştir. Toplumu, istediği hayat tarzına göre uygun bir yaşantı biçimine sokmak için gelmiştir. Peki bu vaaz ve nasihatla mı gerçekleşir? Hayır! Bu, İslâm'ın düzenleyici ve yönetici olmasıyla gerçekleşir. Çünkü İslâm, hayata kendi prensipleriyle istikamet vermek ister. İslâm, düşünce ve prensiplerini fiilî olarak hayata geçirmek, emir ve yasaklarını, et ve kandan meydana gelmiş bir toplum olarak görmek ister. Öyle bir toplum ki hâkim olduğunda tavırları, hayat tarzı, toplumsal münasebetleri, idare şekli ile İslâm'ın düşünce, kanun ve nizamını temsil eder.
Sayfa 77 - Beka·Kitabı okudu
İslam insanlar arasında sınıfsal ayrışmayı kesinlikle kabul etmez
İslâm, sırf varlıklı bir aile de veya evde dünyaya geldiği için tanınan sahte imtiyaz ve ayrıcalıkları kabul etmez. Yalnızca ailesi aristokrat olduğu için diğer insanlar. dan önce Harbiye'ye giren kişiler, yalnızca aristokrat bir evde doğduğu için siyasette öne geçen kişiler, yalnızca aristokrat bir aileden geldiği için dış ülkelere ihtisas için gönderilen kişiler her yerde görülmektedir. Bu kişiler, başarılı olduklarından veya bu görevlere layık olduklarından değil, sadece sayılan imtiyaz ve ayrıcalıklara sahip olduklarından ötürü bu görevlere gelmişlerdir. İslâm bunların hiçbirini kabul etmez. Çünkü bunlar İslâm'ın dünyada gerçekleştirmek istediği hedeflere aykırıdır.
Sayfa 65 - Beka·Kitabı okudu
Alıntı
Her daim dostumuz Trump!
Kore savaşı esnasında Kore'ye gönderilen Türk Alay'ı da tüm Doğulu orduların yediği kazığı yemiştir. Oysa Amerika için Doğulular aleyhine orada bulunuyorlardı. Türk askerine, bozguna uğrayan askerlere yardım etme görevi verilmişti. Türkler savaşa girince uçak ve vasıta yardımı yapmayarak onları yalnız başına ortada bıraktılar. Bu kadarla da yetinmediler Türkleri yiyeceksiz ve cephanesiz bırakarak terkettiler. İşte bu, Batılılarla ortak savunma hattı oluşturmak emelinde olan köleler için sıradan bir örnektir. Halbuki Amerika nazarında Türkler önemsiz bir sebepten (tenlerinin beyaz olmasından dolayı) Doğuluların en üstün milleti olarak kabul edilmektedir. Durum böyle olduğu halde Amerika'nın Türklere yaptığı ihanet meydandadır. Kölesine böyle bir kalleşliği ancak korkak ve alçak bir efendi yapabilir.
Sayfa 42 - Beka·Kitabı okudu
Alıntı