Bir gün elimde yabancı bir yazarın bir kitabını gören biri: “Nasıl oluyor da sen hem bu kitapları okuyorsun, hem de dine inanabiliyorsun?” diye sormuştu. Böyle bir soru sorabilen kimsenin kafasında sanırım kitap okumak sadece bir tek yaklaşımla mümkün olabilirdi, o da, okuduklarını aynıyla benimsemek. Yani insan okuduklarını ayrıca kendi kafasının süzgecinden geçirmeden, onları yeniden bir değerlendirmeye tabi tutmadan, orada söylenenlere yeni bir anlam vermeden, ne söyleniyorsa onu benimsemek için okurdu. Okumanın anlamını böyle düşündüğü için de, benim durumumda, izahını yapamadığı bir tuhaflık buluyordu. Hemen belirteyim.