Neyin nöbetinde bunca insan
Uykular, uyanışlar bölük börçük
Hangi mevsim hazan
Hangisi umudun muştusu
Ve sen hangi şarkının nakaratısın
Hangi rüzgarla savruldun meçhule
Kuruyan yaprak gibi düştün toprağa
Hangi yağmur yeşermene sebep
Herşeyin bir vakti zamanı var elbet
Beklemek, bilmemek,muğlaklık
Hangi hastalığın reçetesi ...
S, AŞCIOĞLU/ 06.03.2022 Samsun
Birbirimizin nazını, çilesini, cefasını, cilvesini çekmek durumundayız… Bize hicret edeceğimiz yürek, başımızı koyacağımız omuz lazım… Biliyorum Hira’sız ve Hatice’siz hayatların mağduruyuz…
Hz. Peygamber(sav)’ in zor zamanlarda sığınabileceği bir Hira’sı, teselli bulacağı biri Hatice’si vardı… (Ramazan Kayan )
Her yerde ve her an ulaşılabiliyor olduğunuzda insanların emrine hazır ve nazır oluyorsunuz. O zaman tefekkür ve derinleşme anları kayboluyor. Siz bir tarafta bir kitabı okumaya çalışırken vız vız öten bir şey dikkatinizi alıyor. Kapatsanız da aklınız orada kalıyor. Bu da modern zamanda korkunç bir zihinsel sığlaşmayı beraberinde getiriyor. Şu anda her ev bir "uğultu değirmeni". Televizyon sesi, dışarıdan klakson sesleri. İnsanın içine girip huzur bulabileceği bir kovuk yaratmak çok zor.
Yüzleri çok tanıdık ama adları bilinmeyen insanlar vardır hayatın bir yerinde. Varlıkları, sadece başkalarının varlığını güçlendirmekle tanımlanan insanlar vardır. Herhangi birileri, falanca ya da filanca. Adı , soyadı hiç önemli değil . Başkalarının statüleri uğruna aşağılanan, itilen, hırpalanan gerektiğinde ölümlere gidip gelen insanlar. Ya da figüranlar diyelim biz bunlara. Perdenin hazin yüzleri.