Acı Para okuduğum 2. Erol Toy kitabı. Anadolu'da bir kasabada lehimcilik yapan Lehimcioğlu Hüsnü'nün
töre ve geleneklerle, toprakla ve de tefeci Tabakçıoğlu ile olan savaşını ustalıkla anlatıyor yazar. Okurken kendimi kasabanın bir yerlisi gibi hissettim. Kız çocuklarının okula
gönderilmemesi, esnaf görenekleri, kamuoyu baskısı, toplumun her çabayı horlama hastalığı ve her
güzel şeye göz koyan tefeci. Yeşilçam filmi tadinda bir roman okudum.
Son dönemde sürekli ikinci el kitap alır okurum. Son okuduğum Vedat Türkali’nin “Bir gün Tek Başına” romanı da bunlardan biri. Muhtemelen özel kütüphane tasfiyesi olan bir baskısı var elimde kitabın. Demokrat Parti döneminde özellikle 1960 darbesi öncesini anlatıyor kitap. Biraz spoiler verme pahasına okurken yaşadığım bir anı anlatmak istedim. Kitabın bir yerine baş kadın karakterimiz baş erkek karakterimizi sarhoş ve kendinden geçmiş vaziyette bir arabaya bindirip birlikte kaldıkları eve doğru giderken kadın evden hızlıca çıktığı için yanına para almadığını fark eder. Ne yapacağım diye düşünürken aklına adamın cebinden cüzdanının alıp taksi parası vererek para üstünü cüzdana yerleştirirken adamın çocuğunun fotoğrafını görür. Fotoğrafta başka kişilerin de olduğu kenarlarındaki kesiklerden anlaşılır. “Belki de karısı vardı yanında” diye düşünür. Tam da bu sırada arka sayfaya geçtiğimde bir yerlerden kesilmiş olduğu belli olan bir küçük kız fotoğrafı düştü önüme. Kısa süreli bir şok geçirdim. Velhasıl kelam ikinci el kitap okumanın böyle acayip yanları var. Kim bilir kimin hangi duygularına dokunuyoruz elimizdeki kitapta…