Sanki, dedi, bak tam şuramda, sol yanımda, kalbimin altında bir yer eksik kalıyor. Sonra bu kadarla kalmıyor, o eksiklik bütün ruhuma doluyor. Ne yapsam eksilmiyor ne yapmasam dolmuyor.
Çünkü altın cansız. İnsanın gözlerinin içine derin derin bakmıyor. Gümüş, saçlarıyla sarmalayıp en keskin acıları dahi avutmayı bilmiyor. Elmas parçaları, mal mülk, makam mevki, hatta güzel koşumlu soylu atlar, güzel kokular, cümbüş, işret. İkbalin ardına kadar açık kapıları ve devletin külçelenmiş ağırlığı. Bunlar göğsüne bastırmıyor insanı, her şeyi unutturmuyor. Unuttursa bile az sonra yeniden hatırlanıyor.