Aşktan yana yaralı birinin aşkı yeniden bulması pembe balonlu ve havai fişekli bir kutlama değildi. Yara almış, kanamış ve kabuk bağlamış bir yüreğin yeniden aşka düşmesi, ateşlerde yanmasaydı. Korkuydu, kaygıydı, öleceğini bilse bile ışığa uçan pervane gibi kadere teslim olmasaydı. Yaralı yürek ışığa ne diye çekildiğini anlamıyordu en önce, mazeretler üretiyordu. Aşkı sindirmek kolay mesele değildi; ruhta saflık kalmamışsa...
Erkekler, insanlığın defolu mallarıydı. Yaratıcı, hatalı üretimlerine erkek adı vermiş ve kadına sınav olsun diye dünyaya göndermişti. Bazı kadınları da erkeklerin defolarını saklasınlar diye basiretsiz yaratmıştı. Bu iki grup insan bir araya geldiğinde ortaya çıkan kötücül beceriye de "şeytan" deniyordu.