Bir insanın, kendi bedeninden çok başka bir beden için yaşamaya başladığı, kendinden önce bebeğini önemsediği bir serüvenin giriş kısmıydı lohusalık. Uykusuz gecelere, sebepsiz sancılara, tarifsiz fedakarlığa başlangıç dönemi.
İki gönül bir olunca samanlık seyran olmuyor. Aileler de en az o iki gönül kadar etkiliyor ilişkileri. Hem öyle sadece lafla, davranışla olan müdahalelerden de bahsetmiyorum. İnsanların çok büyük kısmı anne babasının ortalaması ve yansımasıdır, yani güncellemesidir. Çok az insan, anne babasının olumsuz davranış ve etkilemelerinden arınarak kendi kişiliğini ortaya çıkarıp bambaşka bir birey olabiliyor.
Sahi ne oluyor bu insanlara? Evliyken kıymet vermedikleri, bir gün bile gün yüzü göstermedikleri, aldattıkları eşleri boşanmaya karar verdiğinde ne oluyor da elinden emziği alınmış bebek gibi mızmızlayıp ağlamaya başlıyor bu insanlar? Bu kadın beni asla terk etmeyecek diye bir güvence mi almışlar?