Kişisel gelişim kitaplarını okumaktan çok hoşlanmadığım için ağır ağır çevirdim, sayfaları. Başlangıçtaki tıbbi terimler ve olaylar beni sıksa da sayfalar ilerledikçe daha da rahat okudum.
Yazarlarımız dopaminin ne olduğunu, kullanımını, dozunu, hayatımızdaki etkisini yani kisaca prospektüsünü yazmışlar. Hayatın içinden örneklemelerle, bilimsel çalışmalarla, daha anlaşılır hale getirmişler mesajlarını. Esas önemli olanın bu tarz kitapları okuduğunuzda, hayatınızda uygulayıp uygulamadığınızın altını çizerek kitabı bitirmiş yazarlarımız.
Bazı sayfalarda sürekli aynı şeyin anlatılması çok sıkıcıydı. Bir de kitapta noktalama isaretlerine hiç dikkat edilmemiş, dilbilgisi kuralları yolunu şaşırmış. Hele ki bazı anlatım bozuklukları beni çileden çıkardı. Sanırım kitabın editörü kafası karışık bir zamanda kitabı kontrol etti. Bütün bunları göz ardı edebilirseniz daha rahat okursunuz.
Eğer hayatınızın bir döneminde gerçek anlamda zorlu bir deneyim yaşadıysanız, bu koşullar bitip de hayatınız normale döndüğünde inanılmaz bir aydınlanma yaşarsınız. Öncesinde çok fazla önemsemediğiniz şeylerin aslında ne kadar derin anlamlara sahip olduğunu fark edersiniz. Bankta arkadaşınızla yan yana oturmak, otobüsün orta kapısının açılırken çıkardığı ses, yağmurdan sonra ortaya çıkan koku... Eğer onları fark ederseniz hepsinin bir dopamin kaynağı olduğunu görebilirsiniz. Sanki uzun süre nefessiz kalmışsınız ve aldığınız ilk nefeste havanın bir tadı olduğunu hissetmiş gibi hayat denen mucizenin detaylarına büyük bir hayranlıkla bakarsınız. İşte bu hayranlıktır, ilahi bir güce ya da doğaya içten şükran duymanızı sağlayan...