Büyük bir sevinçle alıp zar zor bitirdiğim nadir kitaplardan. Neresinden yorumlamaya başlayacağımı bilemiyorum. Öncelikle Hallac-ı Mansur üzerine çokça kitap okudum. Mansur' u tanımayan birisi bu şahıs ne anlatıyor kimden bahsediyor diyebilir. Roman sanki yazilmak için yazılmış. Anlamsız ve boş yere sarf edilmiş cümleler içerisinde boğuluyorsunuz...
Burada ne demek istedi diye düşünmeye gerek duymadan. Ankara' da çöp toplayan kimseler üzerinden Mansur ile bağlantılı kısa hikayelerden oluşuyor genelde. Fikir guzel ne yazık ki gidişat kötü olmuş. Malesef romanı beğenmedim. Şimdi belli sayfalarda parça parça elestirilerim olacak. Yazar sürekli Tanrı ibaresini kullanıyor. Beni aşırı rahatsız etti. Yani tasavvufi bir romanda NFK'ninda dediği gibi Allah tanrının belasını versin...
Diğer bir husussa Hallaç üzerinden kendi dusuncelerini dile getirmesi. O kadar rahatsız edici ki. Yaratan ve Mansur arasındaki konuşmayı kendi yapmış gibi vahdeti vücudu ilginç şekilde tamamlayan cümleler ...
Sayfa 121 ve 122 de Hristiyan bir rahibin Mansur ile bağlantısı. Burada da tasavvufta dinler arası diyaloğa giriyoruz galiba!!
Sayfa 151,Pir Sultan Abdal in başına gelmiş gibi anlatılan müftü olayı Seyyid Nesimi olayıdır.
Ayrıca sayfa 75 te çöpten vibratör, kadın fantezi çamaşırları vb.seylerin çıktığını anlatıyor. Tasavvufi bir romanda bir insan neden bunlardan bahsetme gereği duyar.
Romanın hiç mi iyi yanı yok derseniz. Çöp felsefesi üzerine sayfa 74 te; Bir insanı, aileyi, semti merak ediyorsanız çöplerine bakmalısınız.
Ayrıca her semtin çöpü kendine hastır.
*Allah'ın baha değil bahane Allah'ı olduğunu biliyordu!
Ben bir anlam vermedim buyurun sizler verin ...
Hallâc-ı MansûrSadık Yalsızuçanlar · Profil Kitap · 202511 okunma
:
Kitabın içeriğinde artı olarak verebileceğim tek bir nokta var. O da İtalyanların belirli gün ritüellerinin bizlere ne kadar çok benzediği. Cenaze zamanı ve lohusalıkta komşular tarafından ikram edilmek üzere getirilen aş. Ayrıca ay başı (adet görme) zamanı kadınlar tarafından pişirilen yemeğin tadının kötü olacağı, çöpe atılacak derecede olması vb inançlar bizlerde de var. Şayet bu tarz yakın benzerlikler coğrafi olarak yakınlıktan da kaynaklandığını düşünmekteyim. Ayrıca kitabın dili o kadar basit ki okurken bir çırpıda bitiriyorsunuz. Karakterlerin duyguları tam olarak yansıtılamadığı için yavan kalmış diyebilirim. Genel anlamda popüler olan bu kitabı begenmedigimi dile getirmek istiyorum. Ne yazık ki kitap konu itibariyle güzel fakat sığ anlatım ve basit üslup sebebi ile ne yazık ki kötü...
Geri Verilen KızDonatella Di Pietrantonio · Domingo Yayınevi · 20254,126 okunma