Atatürk'ün "hislerimin babası" diye tabir ettiği vatan şariri Namık Kemal'e ait olan bu kitapta birçok vatansever kendinden bir şeyler bulabilir. Öyle ki okurken kendimi her defasında olayların içinde gibi hissettim. Bitmesin diye okumaya kıyamadığım bir kitap... (İslam Bey ve Zekiye'nin aşkını kıskanmadım desem yalan olur.) Her neyse konsusuna gelecek olursak kitap, Osmanlı-Rus harbinde cepheye gönüllü olarak giden sevgilisinin ardından savaş alanında onunla beraber bulunmak ve onunla aynı kaderi paylaşmak için asker giysileriyle Silistre savunmasına katılan genç bir kızla sevdiği genç adamın aşkını anlatmakta. Kahramanlık anlatısıyla, ölümü değersizleştirmesiyle yaratılışta var olan kahramanlık ve erkeklik duygularını ve özellikle milletin vatanperverlik hislerini coşturarak o geceden itibaren iki ay zarfında 47 kez tekrar olunmuş ve Namık Kemal'in İstanbul'da uzaklaştırılmasından sonra Sultan Abdülaziz bile huzurunda bir iki kez icra ettirdiği gibi İzmir'de Selanik'te Sultan Murad'ın tahta çıkmasına kadar üç yıl içinde belki 500 kez oynanmış ve üç aydan ibaret olan V. Murad'ın saltanat zamanında ise iki üç günde bir kez Koru ve Bağlarbaşı ve haftada en az üç gece Gedikpaşa ve Konkordiya tiyatrolarında oynanmıştır.