Gerekirse dörde bölünecek, kan ter içinde kalıncaya kadar çalışacak, ama kimsenin bana sataşmasına, bağırmasına, sövmesine izin vermeyecektim. Sonunda hiçbirinden aşağı kalır yanım olmadığını gösterecektim onlara.
Aç ya da yorgun olduğum için koşuyu yarıda kestiğimde ya da daha az yüzdüğümde, her zaman geri döner ve kendimi daha da çok hırpalardım. Aklımdaki iblisleri yönetebilmemin tek yolu buydu. Her halükarda acı çekmek.
Yine vezir döndü eve perişan,
Küçük kızı karşıladı kapıdan
Kız görünce babasını kederli;
Dedi:"Baba bir derdin var besbelli
Söyle bana çaresini arayım!"
Bende senin bir işine yarayım!
Vezir dedi:"Bana kızlar babası!
Diye alay etti mülkün ağası
Sağ vezirin oğulları aslanmış,
Bizim kızlar birer korkak ceylanmış...
Onlar silahlanıp gitti Kıpçak'a,
Sizden gelmez öyle gitmek uzağa,
Getirecek onlar peri sazını?
Babaları arttıracak nazını...
Kim yararsa o saz ile bahtına,
Oturacak Kağanın tahtına...
Olsaydınız sizde birer kahraman,
Benim işim olur muydu hiç yaman?
Kız dedi ki: Bana erkek giyişi
Yaptırsana bitireyim bu işi...
Nice Banu çiçek bizim örnekten!
Gelmiş kızın farkı var mı erkekten?
Üç gün sonra kız değişti kılığı
Bir genç oldu terlemişti bıyığı
Silahlanıp bindi beyaz kısrağa,
Yola düştü sezdirmeden konağa,
Lakin şehrin kapısında babası
Gizlenmişti tepesinde abası
Haydut gibi çıktı kıza haykırdı
Kız erkekçe kılmanı sıyırdı!
Türk Oğullarına
Düşman yine öz yurduna el attı,
Mezarından Ata'n kılıç uzattı,
Yürü diyor, hakkı zulüm kanattı,
Attilâ'nın oğlusun sen unutma!
Medeniyet deme, duymaz, o sağır;
Taş üstünde taş kalmasın durma kır:
Kafalarla düz yol olsun her bayır,
Attilâ'nın oğlusun sen unutma!
Koş, Plevne yine al bayrak taksın,
Gece gündüz Tuna suyu kan aksın,
Yaksın kahrın, bütün Balkan'ı yaksın;
Attilâ'nın oğlusun sen unutma!
Ziya Gökalp