Sina

Sina
Bazen... Başarı... Para, kupa kazanmak değildir... insanların yüreğine dağlanmaktır... damarında, kanında yaşarcasına...
548 okur puanı
Ocak 2020 tarihinde katıldı
Mustafa Kemal'in Rousseau analizi
Efendiler, Bu meşrutiyet teorisini bulan en büyük filozofların bu teoriyi kurmak için çalıştıkları esasları araştırdım. Bunlara nüfuz ettim. Benim gördüğüm şudur: Düşünmüşler ve nasıl yapalım da bu despotik kuvvet, toplumsal ve milli iradenin altında kalabilsin. Yahut sıfıra indirgenebilsin, diyorlar. Ve buna başarılı olamadıkları için büyük ve derin bir ıstırap duyuyorlar. Jean Jacques Rousseau'yu baştan sona kadar okuyunuz. Ben bunu okuduğum zaman, gerçek olduğuna inandığım, bu kitap yazarında iki esas gördüm. Birisi bu ıstırap, diğeri bir deliliktir. Merak ettim. Özel durumunu inceledim anladım ki: Gerçekten bu adam deliydi. Ve delilik halinde bu eserini yazmıştır. Dolayısıyla; çok ve çok dayandığımız bu teori böyle bir zihnin ürünüdür.
Sayfa 189 - Atatürk, Mustafa Kemal. Mütarekeden Zafere. 1. baskı. İstanbul: Can Yayınları, 2025.
Güçler Ayrılığı İlkesinin Sorunları
Şimdi küçük ve pratik bir noktayı hep beraber hatırlayalım: Herhangi bir yargı kuvveti, yasama organının yaptığı kanunu uygulayabilmek için, filan kişiyi çağırmak ve onu cezalandırmak için elindeki araç nedir? Polis ve jandarma değil mi efendiler? Polis ve jandarma ise yürütme kuvvetidir. O hâlde yargı kuvvetinin dayanağı yürütme kuvvetidir. Yürütme kuvveti, yargı kuvvetine yardımcı olmaktan kaçınsın. Yargı kuvveti atıl kalır, tembelliğe mahkûm olur, yok olur. böyle bir kuvvetin bağımsızlığı nerededir? Rica ederim böyle bir kuvvet nasıl bağımsız olabilir. Gelelim yasama kuvvetine; gerçekte yasama kuvveti kanun yapar faka yine yasama kuvveti, yaptığı kanunun uygulamasını bizzat sağlamaz ve üstlenmez. Halbuki efendiler, her şey kanun yapmaktan ibaret değildir. Bilakis her şey o kanunları uygulamak ve uygulatmaktan ibarettir. Fazla detay vermeyeyim; dünyada tarihî gerçek, evrensel gerçek olarak söylüyorum, bilimsel gerçek olarak söylüyorum; uygulayan, icra eden, karar verenden daima daha kuvvetlidir.
Sayfa 187 - Atatürk, Mustafa Kemal. Mütarekeden Zafere. 1. baskı. İstanbul: Can Yayınları, 2025.
Bregman Atatürkçü çıktı
Bu tarz tarihte insanlıkta yeni görülmüş bir şekil değildir. Veya başka şekilde ifade edilirse gerçekte egemenlik yalnız bir şekilde tecelli eder. O da bu egemenliğin sahibi olan insanların doğrudan doğruya bir araya gelerek yasama, yürütme ve yargı görevlerini bizzat yerine getirmeleriyle mümkündür. Ve söylediğim şey, efendiler, tarihte fiilen mevcut olmuş şeylerdendir. Tabii, araştırma sahibi olan arkadaşlarımız pekâlâ bilirler ki Roma'da, Sparta'da, Atina'da, Kartaca'da mevcut olmuş olan genel meclisler gerçekte bizim yaptığımız şeyleri yapıyorlardı efendiler! Kanun yaparlardı, memur seçerlerdi, yargılama yaparlardı, cezalandırırlardı. Ve her şey yaparlardı. Ve Roma'da dört milyon halk vardı efendiler! Bu dört milyon halk şaşılacak bir şekilde toplanırlar ve beş-on kişilik bir kabineden daha hızlı ve özellikle daha makul ve haklı bir şekilde; yürütme ve yargı ve yasama görevlerini yerine getirirlerdi. Fakat, efendiler! İkii bin yıl önce mevcut olan bu insanlığın gerçek arzusuna ve medeniyete ve şeriata uygun olan bu yöntemi birtakım despotlar çıkmışlar ve yıkmaya teşebbüs etmişler ve bin türlü entrikalar kullanarak insanlık toplumundaki bazı insanları kandırmışlar. Ve nihayet tarihin eski çağlarında mevcut olan bu güzel şeyler, tarihin orta çağlarında birtakım despotik krallıklara ve imparatorluklara dönüşmüştür. Dolayısıyla halk hükümeti denilen, bu açıkladığım nokta, bugün için ancak ve yalnız bizim şeklimizde tecelli ve uygulanabilir. Bundan başkası doğru değildir.
Sayfa 189 - Atatürk, Mustafa Kemal. Mütarekeden Zafere. 1. baskı. İstanbul: Can Yayınları, 2025.
Sina tekrar paylaştı.
ilişki sayısından çok ilişkinin anlamı önemlidir; insan kalabalık içinde de kendini yalnız hissedebilmektedir.
Sayfa 30
1000Kitap
Onun eline yetki verdiğiniz zaman...
Onun eline yetki verdiğiniz zaman o istediğini yapacaktır. Ve haberiniz olmayacaktır. Sorarım size: "Bakanlar Kurulu sizin buradan dağıtılmanıza karar verirse ne yapacaksınız?" Hüseyin Avni Bey (Erzurum): Güleriz! Mustafa Kemal Paşa (devamla): Gülemezsiniz! İstanbul Meclis-i Mebusan'a giden zatıâliniz o zaman da güleriz dediniz ama bunu yapamadınız! Kulaklarınızdan tutup kapıdan dışarı atmışlardı!
Sayfa 167 - Atatürk, Mustafa Kemal. Mütarekeden Zafere. 1. baskı. İstanbul: Can Yayınları, 2025.