Her toplumda, benim gibi yoz, uyuşuk insanlar, düşündüklerinden ötürü değil ama doğuşlarından ötürü yok olmaya mahkûmdur. Ama yine de mazeretim var. Yaşamımı zorlaştıran koşulların baskısı altında eziliyorum.
Katılaştım. Kaba konuşmayı öğrendim. Ama bu yarı yarıya -hayır yüzde altmış sahtekârlıktı. Halktan insanlar için ben, yapmacıklı biriydim ve onları hor görüyordum. Asla önümde eğilmekten vazgeçmeyecekler, asla benimle birlikte olduklarında kendilerini rahat hissetmeyecekler.
Öte yandan, terkettiğim salonlara geri dönmek benim için kolay olmayacak. Kabalığımın yüzde altmışt yapay bile olsa, geriye yine de yüzde kırk kalır. Üst sınıf salonlarındaki dayanılmaz nezaket midemi bulandırıyor, bir saniye bile dayanamam. O kibar beyefendiler, seçkin vatandaşlar, benim kabalığım karşısında isyan ederler ve beni pek çabuk defterden silerler. Terk ettiğim çevreye dönemem ve halkın bana utanç verici bir saygı ile sunduğu her şey, ziyaretçi bekleme odasında bir sandalyeden ibaret olacak.
Üniversiteye girip basit ve güçlü bir çevrenin insanları ile karşılaştığımda, benimkinden çok farklı bir sosyal sınıfa ait delikanlılarla bir araya geldiğimde, canlılıkları karşısında kendimi savunmak gereğini duydum ve çareyi uyuşturucularda buldum.
Yaşamayı sürdürmek isteyenler, engeller ne olursa olsun, yaşayabilirler. Bu onlar için harika bir şey ve insanlığın zaferi denilen şeyin bu olduğunu söyleyebilirim.