"... Ben heyecandım, 'spontanéité' idim, şiirdim, bohem-dim. Karım, sakin bir yaz akşamı, fırtınasız bir liman... Karım mükemmel bir anneydi. Bayağı tarafı yoktu, temizdi, saftı, eski Roma'nın istikrarını, üstünlüğünü yapan feragakâr, vazifeşinas kadınlardan biri. Kasırgadan kaçmak isteyen bir geminin güvenle sığınacağı bir liman...
Hayatım bir trajedidir. Birinci perde evleninceye kadar geçen zaman: yıldızsız, allahsız, cıvıltısız, katran gibi bir gece. Vıcık vıcık ıstırap, Birkaç şehri fethe yeten bir enerji yel-değirmenlerine saldırmakla harcanır. İkinci perde izdivaçla başlar. Daha büyük, daha derin, daha uzun acılar. Fakat vâhaları olan bir çöl bu ve göğü yıldızlarla dolu: çocuklarım, kitaplarım..." (Mektuplar, 12.10.1966)
"Ben seni tanıdıktan sonra yaşamağa başladım... Yirmi iki sene gelişen, kökleşen bir sevgi bu. Bir sevgi ve bir hayran-lık." (Jurnal, 15.1.1964)
"Insanı cemiyet yaratır. Hangi cemiyet? Insan cemiyetle tam bir uyum hâlinde olduğu zaman tarihi yoktur; doğar, yaşar, ölür. Tarihi yaratan, fertle kalabalık arasındaki an-laşmazlık... Fert cemiyetle kaynaştığı zaman tarihi yoktur...
Her büyük adam, kucağında yaşadığı cemiyetin üvey evladıdır. Zira o, yarınki veya dünkü veya ötelerdeki bir cemiyetin çocuğu, kendi cemiyetinin değil... Kaderimizi çizen cemiyet; fakat ona ırzımızı teslim ettiğimiz anda erimişizdir, denizdeki herhangi bir dalgayız.
Özetle: Okumak, bir zihin (dil, şahsiyet), zemin (yer, hayat) ve zaman (yön, dünya) inşası kaygısıyla medeniyet inşası yolculuğuna çıkmaktır.
Bu yolculuk, ilim/bilme, irfan/bulma ve hikmet/olma yolculuklarıyla gerçekleştirilir.
Özetin özeti: Okumak, medeniyet inşası yolculuğuna çıkmak ve bu süreçte Müslümanca bir zihin, Müslümanca bir zem
in ve Müslüman zamanı inşa etme yolculuğudur.