Serdar ZAMAN

Serdar ZAMAN
Edebiyat,Felsefe,Psikoloji,Şiir,Siyaset ve Yazar,ilk yazdığım roman Şehir… “Gerçek tıpkı ışık gibi,insanın gözünü kör eder.”
Hisler ve Rüyalar
Pratikte işe yaramıyorsa bu hislerin ne anlamı var? Ofisinde masada otururken, aniden karının marketten dönerken bir trafik kazasında öldüğünü hissetmenin sana ne faydası var? Nasılsa biri arayıp sana haber verecek, değil mi? Bir zamanlar öyle bir yeteneğimiz varsa bile şimdi çoktan zayıflamış, neredeyse yok olmuş. Kuyruklarımız ve kürklerimiz gibi. Bu rüyalarda asıl ilgimi çeken, diye devam etti. Gelecekteki bir mücadeleyi işaret ediyor gibi oluşları. Bir öncünün…. ve hasmının belli belirsiz görüntüsü gönderiliyor sanki. Rakip de denebilir. Eğer öyleyse, önümüzde yolcu listesinde isimlerimizin bulunduğu bir uçuş var… ve karın ağrıları çekiyoruz demektir. Belki bize geleceğimiz kendi ellerimizle şekillendirme fırsatı sunuyor. Dördüncü boyutsal bir tür irade: olaylar gerçekleşmeden seçme şansı.
Sayfa 583 - Altın Kitaplar Yayınevi·Kitabı okuyor
Reklam
Hatalarını Gizleyen İnsanlık
Bana baktı, gözleri korkutucuydu. Neredeyse ölü gibilerdi. Ölü bir uskumrunun gözleri. Onun bir önemi yok Fran, dedi. Görünüşe bakılırsa buranın mantıkla pek işi olmuyormuş. Örtbas etmeye inanan belli bir kesim var. Buna bazı dindar grupların İsa’ nın ilahiliğine inandığı gibi samimi ve fanatik bir şekilde inanıyorlar. Çünkü bazıları için tüm hasara rağmen örtbas etmeye devam etmek dünyanın en önemli işi. Acaba salgın onları öldürüp kasaplıklarına son vermeden önce Atlanta, San Francisco ve Topeka Virüs Merkezin’ de bağışıklı olan kaç kişiyi öldürdüler. Sadece Stu işin üzülürüm. Muhtemelen hayatının sonuna dek onunla ilgili kabuslar görecek.
Sayfa 569 - Altın Kitaplar Yayınevi·Kitabı okuyor
1000Kitap
Kölelik Günleri Geride Kaldı
Medeniyet, her iki cinsinde altında durabileceği bir akıl sağlığı şemsiyesi sunuyordu. Özgürlük… bu tek sözcük her şeyi anlatıyordu. Kadınlar, dikkatli ve merhametli koruma sistemleri olan medeniyetten önce birer köleydi. Gerçekleri süsleyip gizleyerek kendimizi kandırmayalım, diye düşündü Fran. Sonra kötü günler sona erdi. Ms. Dergisinin ofislerinin duvarına, tercihen iğneoyasıyla yazılmış şu tablo asılı olmalıydı: Demiryolları için teşekkürler beyler. Otomobili icat ettiğiniz ve yerlileri oldukları için Amerika’ yı vermek istemeyen Kızılderilileri öldürdüğünüz için teşekkürler beyler. Artık oy kullanmak, kendin yolumu çizme ve kaderimi belirleme hakkına sahip olmak istiyorum, müsaadenizle. Bir zamanlar köleydik, ama artık o günler geçmişte kaldı. Kölelik günlerim artık bitmeli. Köleliğe ihtiyaçım yok. Tıpkı küçük yelkenlilerle Atlantik Okyanusu’ nu geçmeye olmadığı gibi. Jetler, küçük yelkenlilerden daha hızlı ve güvenli: Özgürlük kölelikten daha mantıklı . Uçmaktan korkmuyorum. Teşekkürler beyler
Sayfa 568 - Altın Kitapları Yayınevi·Kitabı okuyor
Alıntı
İnsan Doğasının Açmazı
Birbirinize sahip olmazsak yalnızlık yüzünden aklımızı kaçırıyoruz. Bir aradayken de birliktelik yüzünden deliriyoruz. Bir araya geldiğimizde kilometrelerce uzanan yazlık apartmanlar inşa edip cumartesi geceleri barlarda adam öldürüyoruz. Güldü. İçinde zerre kadar neşe olmayan, soğuk ve mutsuz bir kahkahaydı. Terk edilmiş havada uzun süre asılı kaldı. Cevap yok. Bir yumurtanın içine tıkılıp kalmaya benziyor. Hadi, Joe’ ya yetişmekte zorlanacağız.
Sayfa 489 - Altın Kitaplat Yayınevi·Kitabı okuyor
İntikamın Anahtarı
Seni buraya tıkanlardan öcünü almak istiyorsun değil mi? Kesinlikle, dedi Lloyd dehşetini bir anlığına unutarak. Yerini aç, yoğun bir öfke almıştı. Sadece o insanlardan değil, onlara aynı şeyleri yapan diğerlerinden de, dedi Flagg. Bu tip insanlar var, değil mi? Onlara göre senin gibiler çöplükten ibaret. Çünkü kendilerini çok yukarıda görüyorlar. Senin gibilerin yaşam hakkı olduğunu düşünmüyorlar. Öyle, dedi Lloyd. İçindeki şiddetli açlık, yerini başka türlü bir açlığa bırakmıştı. Siyah taşım gümüş anahtara dönüşmesi gibi o da değişmişti. Bu adam, içindeki tüm karmaşık duyguları basit birkaç cümleyle özetleyivermişti. İntikamını almak istediği kişi sadece gardiyan değildi — bak sen, ukala bok, ne var pislik, söyleyecek ukalaca bir laf bulamadın mı? çünkü asıl hedef o değildi. ANAHTAR’ a sahipti, evet ama ANAHTAR’ ı yapan o değildi. Ona bir başkası vermişti. Herhalde hapishane müdürü vermişti ama ANAHTAR’ ı yapan o da değildi. Lloyd yapanları, yaratıcıları bulmak istiyordu. Grip onlara dokunamamıştı muhtemelen ama Lloyd’ un onlarla görülecek işi vardı. Ah evet, iyi bir iş.
Sayfa 396 - Altın Kitaplar Yayınevi·Kitabı okuyor
Alıntı
Reklam