Seni buraya tıkanlardan öcünü almak istiyorsun değil mi?
Kesinlikle, dedi Lloyd dehşetini bir anlığına unutarak. Yerini aç, yoğun bir öfke almıştı.
Sadece o insanlardan değil, onlara aynı şeyleri yapan diğerlerinden de, dedi Flagg. Bu tip insanlar var, değil mi? Onlara göre senin gibiler çöplükten ibaret. Çünkü kendilerini çok yukarıda görüyorlar. Senin gibilerin yaşam hakkı olduğunu düşünmüyorlar.
Öyle, dedi Lloyd. İçindeki şiddetli açlık, yerini başka türlü bir açlığa bırakmıştı. Siyah taşım gümüş anahtara dönüşmesi gibi o da değişmişti. Bu adam, içindeki tüm karmaşık duyguları basit birkaç cümleyle özetleyivermişti. İntikamını almak istediği kişi sadece gardiyan değildi — bak sen, ukala bok, ne var pislik, söyleyecek ukalaca bir laf bulamadın mı? çünkü asıl hedef o değildi. ANAHTAR’ a sahipti, evet ama ANAHTAR’ ı yapan o değildi. Ona bir başkası vermişti. Herhalde hapishane müdürü vermişti ama ANAHTAR’ ı yapan o da değildi. Lloyd yapanları, yaratıcıları bulmak istiyordu. Grip onlara dokunamamıştı muhtemelen ama Lloyd’ un onlarla görülecek işi vardı. Ah evet, iyi bir iş.