On dokuz yaşındayken hislerim hakkında neredeyse hiçbir şey bilmiyordum, doğal olarak başkalarının da neler hissettiğinden bihaberdim. Tamam; sevinç ve üzüntünün nasıl hisler olduğunun farkındaydım. Ama sevinç ve üzüntü arasındaki çeşitli hisleri, aralarındaki karşlıklı ilişkileri henüz düzgün bir şekilde ayıramıyordum.
Şöyle bir düşününce üzerinden yıllar geçmiş olsa da insan, hafızasında yer edinmiş bir hatıranın yakın ya da uzak bir zamanda gerçekleştiğinin ayrımını, hatıranın eski veya yeni olmasından yola çıkarak yapamayabilir. Daha dün olanlardan ziyade altmış yıl önceki çocukluk günlerini daha canlı ve taze bir şekilde hatırlamak mümkün olabilirdi. Özellikle de yaşlandığınızda böyle olmaz mı?