- O suya susadım, dedi küçük prens. Ver de içeyim…
Ne aradığını anlamıştım!
Kovayı dudaklarına kadar kaldırdım. Gözlerini kapattı, içti. Bir ziyafet gibi lezizdi. Bu su bir besinden fazlasıydı. Yıldızlar altındaki yürüyüşten, makaranın şarkısından, kollarımın çabasından doğmuştu. Kalbe iyi geliyordu, tıpkı bir hediye gibi. Küçükken aldığım Noel hediyelerinin parıltısı da Noel ağacının ışığından, gece yarısı ayininin müziğinden,
gülümsemelerin güzelliğinden geliyordu.