Yaşamın zorluğundan o zorluğa sebep olan sesleri çekip alan ve minnet dolu bir dünyayı gözler önüne seren şey şiirdir, resimdir ya da müzik ve oyma sanatıdır. Açıkça söylemek gerekirse, sanat her şeyi gözler önüne sermese de olur. Sanatçılar sadece gözleri önünde olan şeylere bakarak oralarda şiirlerin yaşadığını, şarkıların yükseldiğini anlarlar. Düşünceler kâğıda dökülmese de şiirlerin ve şarkıların melodisi kalplerinin bağrında çalar. Fırça şövaleye renk darbeleri yapmasa da tüm renkler kendiliğinden zihinlerinin önünde belirir. Bunun için kendi yaşam manzaralarına bakmaları, gönül gözleriyle, bozulmuş dünyanın aleladeliğini yalın ve güzel bir şekilde seyretmeleri yeterli olur.
Bundan dolayı, hiç dize yazmamış bir şair, eline tuval almamış ressam; yaşamı seyrederek, huzursuz düşünceleri alaşağı ederek, kötülükten uzak, minnet dolu bir dünyaya girerek, eşsiz bir evren inşa ederek, kendi çıkarlarıyla bağlarını keserek zengin aile çocuklarından, imparatordan, gücünün zirvesindeki insanlardan daha mutlu olur.