“Oradalar işte, tanınmayanlar. Bunlar bizleriz işte - yeryüzüne yayılmış sayısız varlık; basit, sakin hayatımız dışında hiçbir şey istemeyen bizler şurada, burada ve her yerde.”
“çok mutluyum, haklısınız. Ama bu mutlulukla ne yapacağım? Yalnız başıma benim için biraz fazla bu. Ben daha mütevazı mutluluklara alışkınım -çoğu zaman akşamları bir kitabım olur, bir arkadaşım, güzel bir mektubum, biraz da müziğim. Aslında bunlar benim mutluluk diyebileceğim şeyler. Çoğaldıkları zaman onlarla ne yapacağımı bilemiyorum- başkalarıyla paylaşmak istiyorum….”
İnsan neyi feda ediyor ki? Kendini. Yani -insan daha iyi bir şey yapabilir mi? İnsan özünde ne varsa onu veriyor ve nedenini sorgulamıyor; karşılık bekleyen de yeterince vermiyor…. Önemli olan ne ve ne için verdiğimiz değil, bilakis bize kalan ve nasıl kaldığımızdır.
İçedönük insanlar, dışadönük insanlarda kısa süreliğine de olsa ciddiyeti açığa çıkartma ve ağırbaşlılıklarıyla onların iç dünyasının temeline inme konusunda gizli bir güce sahiptirler;…