Günlerin birbirini anlamlı bir sırayla takip ettiğine inanmayı bırakalı çok olmuştu; başlangıçlar ve sonlar diye bir şey yoktu, rastgele iç içe geçmiş yığıntılardan ibaretti zaman. Başlangıç diye zannettiğimiz, aslında sondan bir evvelki sahne; tam her şeyin sonunun geldiğini düşünürken bir de bakmışsın ki yeniden en başa dönüvermişsin.
Şaşırmanın bir sınırı var, diye düşünür insan, oysa hayatın en kederli ve en ümit verici yanı bu: Şaşırmanın bir sınırı yok. İflah olmaz iyimserleri ve karamsarları aynı anda ve aynı ölçüde haklı kılan, yaşanacak şaşkınlığın sınırsızlığı olsa gerek.