Diğer bir deyişle az önce dediğim gibi ben, mümkün olduğunca adil bir konumda olmak istiyorum. İnsanlara bir şey dayatmayı, insanların bana bir şey dayatmasını istetmiyorum. Bu benim için yeterli.
Bilmem anlatabildim mi?
Ben bu adaletsizliği sevmiyorum. Kuşkusuz dünya adaletsiz bir yer. Ama en azından ben bu duruma aktif şekilde katkı sağlamak istemiyorum. İşte bu benim temel duruşum.
Yazmayı bıraktım. Artık sözcüklere güvenemiyorum. Mesela benim "rastlantı" denen sözcükten hissettiğim sizin hissettiğinizden tamamen farklı bir şey ya da tam tersi olabilir.
Kusurluluğun asaleti nedir diye sormak isteyebilirsiniz. Doğal olarak soracaksınız da. Kusurluluğun asaleti basit bir şekilde söylersem, birinin bir diğerini nihayetinde affetmesidir diyebiliriz. Ben kanguruları affediyorum, kangurular beni affediyor, siz beni affediyorsunuz; böyle bir örnek.
Ancak bu döngüde elbette bir süreklilik yok, bazen kanguru sizi affetmeyi düşünmeyebilir. Ama bu yüzden kanguruya kızmayın lütfen. Bu ne kangurunun ne de sizin yüzünüzdendir. Benim yüzümden de değildir. Kangurunun da kendine göre karışık durumları vardır. Onu kim suçlayabilir ki?
Anı yakalamak, yapabileceğimiz tek şey budur. Anı yakalayıp hatıra fotoğrafı çektirmek. Ön sıra, sol köşeden, kanguru, ben ve siz.