S.

Kısacası, üçlü bir meydan okumayla karşı karşıyayız: Kendini sevmekle ötekini sevmeyi, bağımsızlık arzusu ile etkileşim özlemini, çiftin istikrarı ile toplumun evrimini uzlaştırmak gerekiyor. Günümüzde çift, tek bir birlik halinde kaynaşmaktan ziyade iki birimin toplamıdır.
Reklam
Şişman hissetmek birçok kadın tarafından bildirilen bir deneyimdir -erkeklerde nadir rastlanır- fakat bu "hissin" yoğunluğu ve sıklığı bir yeme bozukluğu olanlarda daha büyüktür. Bu insanlarda şişman hissetmek şişman olmakla eşit tutulmaktadır, kişi nasıl bir şekilde ya da kiloda olursa olsun. Ve şişman hissetmek aşırı yemeyi tetikleyebilir.
Tıkınırcasına yeme atakları ben yorgunken veya depresifken veya sadece keyfim kaçıkken başlıyor. Geriliyorum ve paniğe kapılıyorum ve kendimi çok boş hissediyorum. Yeme dürtüsünü aklımdan çıkarmaya çalışıyorum fakat .giderek daha güçlü duruma geliyor. Bu hisleri salıvermenin tek yolu aşırı yemek. Ve tıkınırcasına yemek, hisleri uyuşturuyor. Keyfimi ne kaçırıyorsa onu siliyor. Fakat sorun şu ki; bu hisler yerini suçluluk, özeleştiri ve bitkinliğe bırakıyor.
Tıkınırcasına yemenin ana hazırlayıcıları şu şekilde belirtildi: %91 Gerginlik %84 Bir şey yemek (herhangi bir şey) %78 Yalnız olmak %78 Belli yiyeceklere aşermek %75 Yemeyi düşünmek %72 Eve gitmek (okul veya işten sonra) %59 Sıkılmış veya yalnız hissetmek
Yemek üzerine katı sınırlar koymak ve çok az yemek, yemek için artan fizyolojik ve psikolojik baskı yaratabilir ve bir kez yemeye başlandığında durmak zor olabilir. Çoğu kişi bunu bir barajın patlamasına benzetir.
Reklam