S.

Haremdeki kadının durumunun en korkunç yanı, her gününün bir can sıkıntısı çölü olmasıdır. Erkeğin bir nesne olan bu kadından yararlanmadığı zamanlarda, kesinlikle hiçbir şey değildir o. Aşık kadının durumu da benzerdir: Yalnızca sevilen kadın olmayı istemektedir, onun gözünde başka hiçbir şeyin değeri yoktur. Dolayısıyla var olması için sevgilinin yanı başında, onunla meşgul olması gerekir; aşık kadın onun gelmesini, arzu duymasını, uyanmasını bekler ve ondan ayrıldığı andan itibaren yeniden beklemeye başlar.
Reklam
Aşk bizi kendi dışımıza çıkararak kendimizi bize ifşa eder. Bize yabancı olan ve bizi tamamlayan kişiyle temas edince kendimizi olumlarız. Bir bilgi biçimi olarak aşk, geçmişten bu yana içinde yaşadığımız manzarada yeni gökler ve topraklar keşf eder. Büyük giz şudur: Dünya başkadır, ben kendim de başkayım. Ve bunu bilen bir tek ben değilim. Daha doğrusu: Bunu bana birisi öğretti. Dolayısıyla erkeğin kendi bilincine varmasında kadın, vazgeçilmez ve remel bir rol oynar.
Aşık kadın, istediği o birleşme yerine en buruk yalnızlığı, suç ortaklığı yerine savaşı ve çoğu kez nefreti yaşar. Aşk kadın için, mahkum olduğu bağımlılığı üstlenerek aşma yolunda çok önemli bir teşebbüstür, ama bağımlılık, rıza gösterilmiş bile olsa ancak korku ve kölelik içinde yaşanabilir.
Onun yazgısını, tam anlamıyla bilmeden, tam anlamıyla istemeden elinde tutan erkek karşısında titreyerek geçirir hayatını; kendi yazgısının kaygılı ve iktidarsız tanığı olan bir başkasında, tehlike altındadır. Kendine rağmen zorba, kendine rağmen cellat olan bu başka, kendisine ve kadına rağmen bir düşman yüzüne sahiptir.
Entelektüel kadın, başarısızlığa uğramaktan korktuğu ölçüde daha da büyük bir azimle çaba gösterecektir, ama bu bilinçli azim yine de bir etkinliktir ve hedefine ulaşamaz. Menopozun yol açtığı hatalara benzer hatalar yapar.
Reklam