S.

Diyet yaparken kendimi yoksun bıraktığım yiyecekleri düşünmemle başlıyor. Bu, kısa bir süre içinde güçlü bir yeme iste,ğine dönüşüyor. Öncelikle yemek bir rahatlama ve konfor hissi veriyor, kendimi oldukça iyi hissediyorum. Fakat sonra duramıyorum ve tıkınırcasına yiyorum. Tamamen doyana kadar delicesine yiyorum ve yiyorum. Ardından kendimi çok suçlu hissediyorum ve kendime kızıyorum.
Reklam

S.

, bir kitabı okumaya başladı
Christopher G. Fairburn
7.6/10 · 304 okunma
Kendini sevmekle ötekini sevmeyi, bağımsızlık arzusu ile etkileşim özlemini, çiftin istikrarı ile toplumun evrimini uzlaştırmak gerekiyor. Günümüzde çift, tek bir birlik halinde kaynaşmaktan ziyade iki birimin toplamıdır.
Doğum kontrol yöntemleri ve tıptaki ilerlemelerle birlikte kadın artık bedenin kölesi olmaktan çıkmıştır. Feminist hareket zaten bilimsel evrime paralel doğmuştur.
Eşitsizliğin toprağında tahakküm kolayca yeşerir. Önceki kuşaklar bu ilişki tarzıyla birlikte yaşadılar. Kadınların oy kullanma “hakkı” şunun şurasında birkaç on yıldır var!(Fransa’da 1944’te.) Birçok ülkede, kültürde erkek hâlâ geniş ölçüde tahakküm kurmaktadır. Sonuçta, “zayıf cins” ve “güçlü cins” gibi yaygın kullanılan deyimlerin kusursuzca açıkladığı gibi bu en güçlünün yasasıdır...
Reklam