Atina'nın batışının öngününde, Roma' da imparatorlar çağında. Aşk ilişkileri özgür kadın
ve erkek yurttaşlar arasında olunca, yalnızca zina yoluyla oluyordu. Ve ilkçağın klasik aşk şairi, yaşlı Anakreon, bizim anladığımız haliyle cinsel aşka öylesine aldırış etmiyordu ki, sevilen varlığın cinsiyeti bile ona göre bir bumbardı.
modern ailede erkeğin kadın üzerindeki egemenliğinin kendine özgü karakteri ve ikisi
arasında gerçek bir toplumsal hak eşitliği kurmanın zorunluluğu ve biçimi, ancak ikisi de tümüyle eşit haklandırıldıktan sonra gün ışığına
çıkacaktır. O zaman görülecektir ki, kadının kurtuluşunun ilk önkoşulu bütün kadın cinsiyetinin kamusal çalışmaya yeniden katılmasıdır
Ailede erkek burjuvadır, kadın proleteryayı temsil eder. Ama sanayi dünyaşında proleteryayı ezen ekonomik baskının özgül karakteri ancak kapitalist sınıfın bütün özel üstüncelikleri giderildikten ve her iki sınıfın tam hukuksal hak eşitliği kurulduktan sonra ortaya çıkar; demokratik cumhuriyet iki sınıfın karşıtlığını ortadan kaldırmaz, tersine, yalnızca onun savaşımla sonuca bağlanacağı zemini sunar.
Modern tek-eşli-aile, kadının açık ya da gizli ev-köleliği üzerine kurulmuştur, ve modern toplum katışıksız tek-eşli-ailelerin -toplumun molekülleri gibi- bir araya gelmesinden doğmuş bir yığındır.
Göz göre göre sürünürken insan yaşamı
Ezici ağırlığı altında kör inançların,
Asık suratlı bağnazlık, göğün
Dört bir yanından kuşatmışken ölümlüleri,
Ilk bir Yunanlı dirençle kafa tuttu,
Ilk o dimdik durdu ve meydan okudu.
Ne şimşek yıldırdı onu, ne tanrı efsaneleri,
Ne göğün homurdanan öfkesi; hatta tam tersi
Mertliği pekişti bu engellerle ve o, ilk kez o,
Açmayı diledi doğa kapılarına vurulmuş kilidi.
Ve utku, gúçlü ruhunun oldu sonunda.
Aştı ötelere doğru Dünya'nın alevli surlarını,
Ruhunda bir sonsuzluğu dolaştı.
Ve utkuyla döndüğünde, neyin oluşabileceğini Anlattı bize, neyin doğmayacağını: her gücün
Bir sınırı olduğunu, geçilmez bir kalesi.
Böylece tepelendi bağnazlık, alındı ayak altına
Bizse utkuyla böylece yükseldik göklere.