Songül

Songül
Vatan Şairi
8/10
·72 syf.··
2026 2. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 24 Ocak 2026 00:28
Vatan Yahut Silistre, Türk edebiyatında vatan ve hürriyet kavramlarını tiyatro türünde en etkileyici şekilde işleyen eserlerden biridir. Namık Kemal bu eserinde yalnızca bir aşk hikâyesi anlatmaz; vatan uğruna fedakârlığı ve millet bilincini ön plana çıkarır. Zekiye’nin cesareti ve İslam Bey’in idealist duruşu eseri güçlü kılan unsurlardır. Ben çok beğendim; dönem ruhunu ve vatan kavramının edebiyattaki yerini görmek isteyenler için mutlaka okunması gereken bir eser.
Vatan Yahut SilistreNamık Kemal · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202427,5bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Zehra mı suçlu Suphi mi?
5/10
·130 syf.··
2026 1. kitabı
Türk edebiyatında psikolojik romanın öncüsü sayılan bu eser, Tanzimat Dönemi’nin dikkat çeken romanlarından biridir. Her ne kadar eserin konusu Zehra’nın kıskançlığı ve çevirdiği entrikalar gibi görünse de, olay örgüsü büyük ölçüde Zehra’nın eşi Suphi’nin etrafında şekillenir. Ancak yazarın asıl odak noktası Suphi değil, Zehra’nın bu olaylar karşısındaki psikolojik çözülüşüdür. Zehra romanda “hırçın, vahşi, aşırı kıskanç” bir kadın olarak anlatılırken; Suphi “sorumsuz, zevk düşkünü, rahat” bir karakterdir. Suphi’nin erkek zaafları, aldatması ve sorumsuz davranışları çoğu zaman normal karşılanırken, kadının tepkileri “aşırı” ve “hastalıklı” olarak resmedilir. Bu yaklaşım, dönemin kadına bakış açısını açıkça yansıtır. Romanda ahlaki yargı yükü büyük ölçüde kadına bindirilir. Zehra karakteri neredeyse kaçınılmaz bir felaket gibi çizilirken, Suphi ise “olaylara kapılan adam” konumunda kalır. Bu yönüyle romanda iki katman vardır: – Metnin anlattığı hikâye – Metnin bilinçaltı (erkek merkezli bakış) Siz de benim gibi edebiyatımızın ilklerini merak ediyorsanız, bu roman okunabilir. İyi okumalar.
ZehraNabizade Nazım · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202415,3bin okunma
Talat ve Fitnat’ın aşkı
8/10
·108 syf.··
2025 58. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 27 Aralık 2025 20:11
Türk edebiyatında ilk yerli roman olarak kabul edilen bu eser ; yazıldığı döneme ışık tutar . Yazar dönemin kadın erkek ilişkilerini, görmeden yapılan evliliklerin doğurduğu sorunları ele alır .Hemen her yaştan ve sınıftan kadının aile ve toplum içindeki konumlarına ilişkin meselelerini eleştirel tarzda anlatır . Eser “toplum için sanat” anlayışıyla yazıldığı için edebi kaygı taşımaz öğüt verir niteliktedir .
Taaşşuk-ı Talat ve FitnatŞemseddin Sami · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202538bin okunma
Seçimlerimiz kaderimizi şekillendirir..
8/10
·372 syf.··
2025 28. kitabı
·
28 saatte okudu
·
Okunma: 28 Kasım 2025 22:08
Sarah Jio’nun kitaplarını çerezlik , hoş vakit geçirmelik olduğu için beğeniyorum . Genelde geçmişle günümüz arasında bir bağ kurarak olay örgülerini oluşturur. Fakat bu kitapta tarzı daha farklı; konu bakımından Matt Haig’in Gece Yarısı Kütüphanesi’ne çok benziyor .. Farklı seçimler yapsaydık hayatımız nasıl olurdu? sorusunu irdeliyor yazar; Lena her sabah uyandığında başka bir hayatta gözünü açarak alternatif gerçeklikle kendısının farklı versiyonlarını yaşıyor . Bu kısımları heyecan verici ve merak uyandırıyordu . Okurken kendinizi bu soruları sorarken buluyorsunuz “Farklı seçim yapsaydım hayatım nasıl olurdu daha mutlu mu yoksa mutsuz mu olurdum?” keşke böyle bir şeyi öğrenmek mümkün olsa :)
Yaşanmamış HayatlarSarah Jio · Epsilon Yayınevi · 2025876 okunma
Ya ölüm olmasaydı yaşam değersizleşir miydi ?
9/10
·236 syf.··
2025 25. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 17 Kasım 2025 01:02
Kitap” Ertesi gün kimse ölmedi” ile başlar yine bu cümleyle biter .. Yazar Saramago bölüm numaraları kullanmadığı için mantık açısından iki ana bölümde inceleyebiliriz ..Birinci bölümde ölümün ortadan kayboluşunu anlatırken ikinci bölümde ölümün tekrar geri dönüşünden bahseder. 1. Bölüm Ölümden bir kavram ,olgu olarak bahseder ve toplum ile ilişkisini anlatır. Bu bölümde toplumu, bürokrasiyi ve kiliseleri kendi çıkarları doğrultusunda hareket ettikleri için hicveder . Özellikle kapitalist sistemde ‘ölümsüzlüğün’ ekonomik bir sorun olarak algılanmasını eleştirir . Yazar daha sonra ahlaki yozlaşmaya dikkatleri çeker .İnsanların ağır hastalarını sınırdan geçirerek ölmelerini istemeleri; etik dışı yollara başvurmalarına sebep olur . Daha sonraki kısımda , ölüm olmayınca dini kurumların da işlevini yitireceğini anlatır ve kitapta şu ifade geçer ; “Din ve ölüm ateş ve barut gibidir, ateş olmazsa barutun işlevi olmayacaktır. “ 2. Bölüm Bu bölümde yazar ölümü canlı varlık olarak ele alıp, kişileştirip bireyle ilişkisini anlatır . Yedi ay sonra ölüm yeniden geri döner ve insanlara öleceğini bir hafta önceden eflatun zarflarla haber vereceğini söyler . Yazar bu kısıma daha çok felsefik bir hava katmış ve çok fazla metafor kullanmıştır . Sonuç olarak yazarın vermek istediği mesajı şöyle söyleyebiliriz : Her şey zıddıyla anlam kazanır. Yaşam da ölümün varlığıyla anlamlı olabilir ancak. Doğal düzen için ölümün ne kadar gerekli olduğunu farkedeceksiniz . Özellikle son kısımda yaşamın ölüme direnmesini ele alış şekli çok farklıydı . Ve kitabı kapatırken ‘ iyi ki ölüm var’ demekten kendimi alamadım.. Eleştirilerim: Yazar kitabında hiç isim kullanmamış .Bu yüzden de diyalog çizgisi, tırnak işareti de hiç yok. Okurken böylesi uzun cümleleri okumak beni yordu ve bazen metinden kopmama
Ölüm Bir Varmış Bir YokmuşJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınevi · 202015,4bin okunma