Sanırım, ilk kez o gün, orada öldüm.
Ölümde, mutlu ölüm böyle olmalı.
Boşlukta kayış. Zamansızlık.
Her şeyin biçimini yitirip, gitgide silinmesi, sonra tümden yok oluşu.
Duymuyordum bedenimi.
Yalnızca bir devinim kendi kendini yok etmeye çalışan.
Bir enerjiye dönüşmüştü bedenim.
Öylesine bir düşmüştü ki bedenimin her hücresi ayrı bir ipek paraşütle bağlı ve her biri beni ansıyan, yani her biri, bir bedenin, bir insanın parçası olduğunu unutmamış, her biri o yok oluşla var oluşun aynı anlama geldiğini, o Betimlenmez süreyi yaşamış ve yaşamakta, paraşütleri açılmış, hafiften esen yelle oradan oraya uçuşarak iniyorlardı yeryüzüne doğru.