Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

2/10
·96 syf.··
2026 698. kitabı
·
20 saatte okudu
·
Okunma: 09 Mart 2026 19:20
Açık konuşayım, son derece dağınık, kendini toparlayamayan ve çoğu yerde ne yapmak istediğini bilmeyen bir kitap. Şu kitaba bırak 10 puanı, 5 puan üzerinde veren insan zır okuma cahilidir. Bunun böyle kişisel zevklerle falan da bir ilgisi yoktur. Metin parçalı, sarsıcı ve deneysel görünerek derinleşeceğini sanıyor; ama bende bıraktığı izlenim bunun tam tersi oldu: derinlik değil dağınıklık, yoğunluk değil savrukluk. Bir romanın okuru, roman diyorum ama roman mı o bile belli değil, zorlaması başka şeydir, okuru bezdirip metnin içinden çıkılamaz hale gelmesi başka şey. "Cüce" bence tam olarak bunu yapıyor. Sayfalar ilerledikçe güçlü bir edebî yapı kurulmadığını, sadece kontrolünü kaybetmiş bir anlatının sağa sola savrulduğunu hissettim. Kitapta bilinçli bir parçalanmışlık değil, ciddi bir kurgu ve odak sorunu var bence. Bölümler birbirini büyüten, besleyen, derinleştiren bir bütün oluşturmuyor; tam tersine, üst üste yığılmış, paramparça, yer yer neredeyse taslak hissi veren bir metin çıkıyor ortaya. Sarsıcı olmakla savruk olmak arasındaki fark burada fazlasıyla birbirine karışmış durumda. Kitap sürekli önemli bir şey söylüyormuş gibi bir hava yaratıyor olsa da çoğu zaman o ağırlığı taşıyacak düşünsel ve estetik omurgayı kuramıyor. Ben okur olarak metne teslim olmak yerine, sürekli “bu dağınıklığın bana ne kattığı”nı sorguladım ve tatmin edici bir cevap da bulamadım. Siyasi atıflar meselesinde ise roman benim gözümde daha da zayıflıyor. Çünkü kitap yalnızca taraflı değil, çoğu yerde ölçüsüz biçimde taraflı; üstelik bunu sağlam bir düşünsel temele de oturtamıyor. Sert siyasi çıkışlar elbette edebiyatta yer bulabilir, ama burada karşıma çıkan şey sahici bir politik derinlikten çok, peşin hükümlerle örülmüş, tek yönlü ve temelsiz bir öfke oldu. Öyle ki Gezi Parkı
CüceLeyla Erbil · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025833 okunma
6/10
·96 syf.··
2025 86. kitabı
"Bazı kimseler karşısındakilerin hiçbir konu hakkında düşünmediklerini sayarak hep kendilerini ortaya koyarlar. Ben bu insanları çok ilginç bulurum hiç de alınmam hallerine...zaten ben de yaşlandıkça insan denilen aciz varlıkları olduğu gibi sevmeyi ve kabul etmeyi öğrenmiştim. Kabul edilemeyecek kadar zor ya da alçak olduklarını öğrendiğimde görüşmezdim onlarla ."
1000Kitap
CüceLeyla Erbil · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025833 okunma
Bir yazar insana “iyi ki Türkçe biliyorum” dedirtir mi? Leyla Erbil dedirtir.
9/10
·88 syf.··
Beğendi
·
2022 15. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 03 Şubat 2022 19:53
Leyla Erbil’den okuduğum ikinci kitap. Yahu ben bu kadını nasıl daha önce okumadım serzenişlerine “iyi ki Türkçe biliyorum da Leyla Erbil okuyorum” sevinci karıştı. Bu kitap, aksi mi aksi bir kadının kaleminden, onlarca dilde “ben” nakaratıyla söylenen bir şarkı..Aynalarda kendini göremeyen kadınlar söylüyor şarkıyı..Ve Leyla Erbil, belki yazarken çok istediği için şu kırık bacaklı sallantılı düzeni yıkmayı, cümlelerini devire devire eşlik ediyor şarkıya. Buyurgan değil belki ama eli belinde satırlar döküyor avuçlarımıza. Avuçlarımız dolu dolu kalkıyoruz kitabın başından. Başkarakterimiz Zenime, “Hayatından bıkmış koltuklar, başeğmiş kapılar, baygın düşmüş eşikler ve isyana hazırlanan kitaplar..” la dolu bir evde, elinde hırçın, kışkırtıcı, sivri bir kalemle yazan bir yazar. Zenime’nin sayfalarında bodur şövalyeler, erkeklik organı biçiminde kılıçlar çizili. Bir savaşı tasvir ediyor Zenime bize. Avcı erkek, av kadın. Tanrı erkek, kul kadın. Yüce erkek, alçalmış, kıstırılmış, kapatılmış, sindirilmiş kadın. Tarihin en uzun ve en alçak savaşı. Zenîme’nin, kadının kimliğini bulamamasına, yok sayılmasına inat, birçok dil ve dinde ‘ben’ kelimesini nakarat gibi tekrarladığını görürüz. En’âm, ah’âm, es’em..Ben..Ben..Ne zor kendini bulamamak, nereye ait olduğunu bilememek. “Onlardan da değilsin sen, sen hiçbir yere ait değilsin, aitsiz kimliksin sen, “Aitsiz Kimlik!” der kendine Zenime. Sonra yine ekler: Ben. Kitabın en güçlü metaforu aynadır. Zenime aynada kendini göremez. “Baş eğmiştin bulantının sonuçlarına, sessiz sedasız, belleğinin bir gözünde saklı bireyi taşıyarak başlamıştın yeniden yaşamaya dünyamızda Pessoa gibi!” der. Sartre’nin Bulantı’sına ve Fernando Pessoa’ya gönderme yapar. Pessoa, ki Portekizce’de “hiç kimse” dir. Tıpkı Zenime’nin Türkçe’de “köksüz”
Edebiyat
CüceLeyla Erbil · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2019833 okunma
10/10
·88 syf.··
2020 55. kitabı
·
17 saatte okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2020 22:35
Zenime onun adı. Yalnız, yorgun, savaşçı, isyankar; hem umutsuz hem umutlu, hem ateist hem inançlı, hem yazar hem değil, hem ait hem değil.Dağınık, belirsiz, kimliksiz Zenime. Zenime aydın, yazar, kadın... Zenime çok şey anlatmak istiyor.Ruhu dolmuş, enerjisini bir yere aktarıp dirilmek istiyor.Zihnindekiler dolup taşacak, sırasız, karışık.Ondandır kurduğu devrik cümleler. Hayat yormuş Zenime'yi, çok şey görmüş çok şey duymuş. Sakallıar görmüş, Madımak otelini yakan, işkenceler cezaevlerinde, saldırılar Gazi Mahallesi'nde gözaltına alınıp kaybolan insanlar, kahvede oturup karısını çalıştıran -erkek-ler, oruç tutmadığı için öldürülenler, kadına şiddetin âlâsı, din değistirmeye zorlananlar... Oysa Zenime ' İslam'da Hümanizm ' konulu yazılar yazmış. Yok olmak istiyor, ait hissetmiyor hiçbir yere kendini ama dönüp bakılacak bir motif olmayı da arzuluyor.Ya uyacak ya yok olacak! Bilinmezlerle yaşıyor. Bu acılardan kim kurtaracak onu? Sevgili mi? Dost mu? Kardeş mi? Boş inanç mı? Ülkü mü? Ya da kurtulabilecek mi? Oturun Cüce'nin başına ve hiç acele etmeden, sakince okuyun, Zenime'nin bilincinde kaybolmaya hazır olun.Bol betimlemeli, devrik cümleler sizi bekliyor. Yoracak ama değecek. İyi okumalar...
Edebiyat
CüceLeyla Erbil · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2019833 okunma
Puan vermedi·88 syf.··
2026 19. kitabı
·
13 saatte okudu
·
Okunma: 16 Şubat 2026 22:30
Leyla ErbilLeyla Erbil, CüceCüce 'ye Zenime Hanım'ı tanıtmakla başlıyor ve onun aydın bir kadın yazar olduğunu söylüyor. Sonra kendini aradan çıkarıyor ve tüm sorumluluğu Zenime Hanım'a bırakıyor. Babasının görevi dolayısıyla yurtdışında doğan Zenime Hanım, evlenip boşanmış ve uzun zamandır görmediği bir oğlu vardır. Zenime Hanım dünyaya bakış açısı ile birlikte dönemin sosyal ve kültürel yapısı ile ilgili bilgiler veriyor. Toplumcu ve sol gelenekten gelen Zanime Hanım, sol gruplara yataklık ettiği için bir süre cezaevinde yatmıştır. "Hiçlik" adını verdiği bir roman yazmış ve edebiyatın metalaştırılıp şeyleştirilmesini kabul etmemiştir. Ödülü, çok okunmayı hiç önemsemeyen biri ve bu yüzden yazdıklarını anlayabilecek yetide biri tarafından görülmek ona yetiyor. Bu kişini komşusu Leyla Erbil olduğuna karar veriyor. Ancak Leyla Erbil, yazıların düzensizliği ve anlaşılmazlığı üzerine Zanime Hanım'ı pek önemsemiyor. Ama Zanime Hanım hayatını kaybedince yazdıklarını düzenleyip, yayın hazırlıyor. Yazarın notu ile başlayan bu kitap daha bu notla çok katmanlı bir yapıya bürünüyor. Kadın imgesinin her hali karşımıza çıkıyor. Mesela kısa notlar şekilde anlatılan Hatçabla'yla oğlu Yusuf'un hikayesi, yoksul ve sıradan bir kadının hikayesi. Evlere temizliğe giden ve kocasından dayak yiyen ama tüm bunlara rağmen kocasını sevmeye devam eden, toplumun neredeyse çoğunluğunu oluşturanların hikayesi. Sonu da tahmin edebileceğiniz gibi, ölüm! Kitap, edebi olarak bilinç akışı yöntemiyle üst kurmaca tekniği olarak yazılmış. Metinler arası göndermeler yaptığı için biraz zor ama aynı zamanda dilin bu kadar usta kullanılması açısından büyüleyici bana göre. İyi ki Türkçe biliyorum ve Leyla Erbil okuyabiliyorum dedirten bir kitap. Ama uyarmakta fayda var üst kurmaca metinleri sevmeyenler muhtemelen hiç
Edebiyat
CüceLeyla Erbil · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2019833 okunma
10/10
·92 syf.··
Beğendi
·
2016 103. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 04 Eylül 2016 21:53
Leyla Erbil ile tanışma kitabım olan Cüce'nin etkisinden kurtulmak bir hayli zor olacak benim için. Öncelikle bir kişi sunuyor bizlere Erbil. Sonra o kişiye hayatı katıyor; o kişi hayata katılamayacak kadar "aitsiz" çünkü. Zenîme karakterimizin adı. Yazarımız onun gerçekten yaşadığını, kendisine rastgele yazı kağıtları verdiğini, onun da bunları yayınlamaktan başka şansı olmadığını belirtiyor. Bir nevi Erbil'in içinde halen daha varlığını sürdüren biriydi Zenîme. Eşyalara değiniyor örneğin. O hayatımızın her tarafında karşımıza çıkan eşyalar. Ne anlıyoruz "eşyalar" kalıbından? Hangi zaman diliminde var eşyalar? Çoğu kimse yalnızca şimdiki zamanı düşünür eşyalar söz konusu olduğunda. Fakat Zenîme öyle değil; o eşyalara zamansal anlamda uzantısal olarak bakıyor. Bir karanfil örneğin; o anda ne kadar güzeldir. Fakat bu güzellik yalnızca o anda geçerlidir, peki ya bir hafta sonrası? Çürüyüp gitmez mi o çiçek? İşte böylelikle çürümeye başlıyor Zenîme. Uzantısal bakıyor zamana, dolayısıyla zamanın geçmesi dahi ona huzursuzluk vermeye başlıyor. Tıpkı kimi insanların bazı uzantısal nedenlerden dolayı güneşin doğuşunun ve batışının kulaklarını sağır edecek kadar şiddetli sesler çıkardığını iddia etmesine benziyor bu. Çünkü zaman o insanların en büyük düşmanıdır; zamansız yaşayamazlar fakat zaman olduğunda da hiç olmadığı kadar acı çekerler. İşte belki de bu yüzden Zenîme'nin o nedensiz acısı, tedirginliği. Kendini "aitsiz" hissediyor Zenîme. Zamanın yakalanamamazlığından kaynaklanan bir "aitsizlik" hissi. Zamanda yer edinememenin verdiği boşluk duygusu. Zamanda nasıl yer edinilmez diye merak ediyor aslında insan. Kimi anlar gelir zaman bizler için akmaz, hayır, o heyecanlı anlardan kaynaklanan zamanın yavaşlamasından bahsetmiyorum, ait olamama duygusunun getirdiği
CüceLeyla Erbil · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2019833 okunma
7/10
·88 syf.··
2021 26. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 23 Temmuz 2021 18:22
Leyla Erbil ile tanışmam bu kitapla oldu ama Erbil’ le mi tanıştım yoksa Zenime’yle mi inanın ben de bilmiyorum. İlk kitap olmak için yanlış bir tercihti kanımca. • Kitabın ön sözünde Erbil, Zenîme’nin gerçekten var olduğundan, ona bir kâğıt tomarı verdiğinden ve onları geri aldığında yayınlamaktan başka seçeneği olmadığından bahsetmiş. Yani kitap Erbil’in değil, Zenîme’nin aslında. Karmakarışıktı, okuması inanılmaz zordu. Uzun ve devrik cümleler hep arkadaki anlamı perdelemiş. Güzel bir sis perdesini hep gerekli görmüşümdür ama benzetme yapacaksak sis perdesinden ziyade bir güneşlikti artık. Ön sözde bahsedilen Zenîme, o kadar ilgimi çekmişti ki! Düşüncelerini dinlemeyi, onu görmeyi çok istedim kitap boyunca ama hep boğuldum. Cümlelerin bir anlam ifade ettiğinin farkındaydım ama ne olduğunu hep anlayamadım. Bu açlıkla bitti kitap. Tekrar tekrar okuma isteği doğurdu ama bu güzelliğinden ziyade anlama isteğimdendi. Bu kitap, Erbil’in de deyişiyle, çok daha iyi olabilirdi. Kitap da sadece Zenîme’nin düşünceleri değil, Mustafa Horasan’ın çizimleri de oldukça kapalıydı fakat hoşuma gitti. Her çizime dakikalarca bakıp anlamaya çalıştım. Kitabı beğenip beğenmediğime ise gerçekten henüz karar veremedim.
Edebiyat
CüceLeyla Erbil · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2019833 okunma
10/10
·88 syf.··
Beğendi
·
2022 139. kitabı
·
7 saatte okudu
·
Okunma: 14 Ağustos 2022 18:23
Yıllar boyu en sevdiğim kitap hangisi diye çok düşündüm ama asla kesin bir cevap veremedim. En sevdiğim diyemediğim ama en sevdiğim olmaya en yakın kitap Yüzyıllık Yalnızlık'tı benim için. Ama artık gönül rahatlığıyla en sevdiğim kitap en sevdiğim yazar olan Leyla Erbil'in Cüce kitabı diyebilirim. Leyla Erbil benim için her zaman çok uç bir kadın oldu, ama Cüce'nin bu kadar uç olmasını beklemiyordum. Bir şairin sevdiği kadından fazlası olduğunu defalarca kez gösterdi umarım bir gün herkes bunu anlar. Size tavsiyem ilk kez Leyla Erbil okuyorsanız Cüce'yi okumayın, sizi aşar :)
CüceLeyla Erbil · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2019833 okunma
9/10
·88 syf.··
Beğendi
·
2022 7. kitabı
#cüce anlatımıyla, değindiği konularla çok sevdiğim bir kitap oldu. Zemine adlı bir kadının hikayesi üzerinden hem kadınların durumunu hem toplumsal sorunları aktarıyor. Bazen bir cümlesi sayfalar ağırlığında. Konular kapsamlı olduğu için kısaca kendime hatırlatma yazmak istiyorum:) Kitabı merak edenlere de fikir verir diye düşünüyorum. Biraz dağınık olacak ama Leyla Erbil ile uyumlu sanki:) *Üst kurmaca, ikinci tekil şahıs anlatım, birinci tekil şahıs anlatım, *Devrik cümleler, parçalı bir anlatı, zaman çevrimsel *Sartre ve Pessoa göndermeleri *Ana tanrıça kültü, Ma az bilinen bir Anadolu Tanrıçası. Mitolojik göndermeler *Zenime ‘zenim’ den türetilmiş. Anlamı aşağılık, soysuz, şahsiyetsiz. Ataerkin kadın imgesini iyi ifade eden sıfatlar. *Kitaptaki üç kadın üzerinden farklı sosyo-ekonomik koşullara rağmen kadınların değişmeyen ortak sorunları veriliyor. Çocukların da nasıl şiddetle hissizleştirildiği birkaç cümlede. *Metafor kullanımı var. *Kültür eleştirisi. “Kara kaygı mezarlığı”, “zebani kültür” bu ifadeler daha çok bilinsin. *Din merkezli katliamlar, siyasi sorunlar. *Satış kaygısı ile yazılan kitaplara eleştiri. *Desenler Mustafa Horasan.
CüceLeyla Erbil · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2019833 okunma
1/10
·88 syf.··
2021 25. kitabı
“Devrik cümlelerin şiirlere yakışır bir stil olduğunu düşünüyorum. Tutup bunu romanda kullanınca Türkçeyi katlediyorlar. Cümlenin başını sonunu birleştirmeye çalışmaktan anlatımı kaçırdım. Konusunu da, neden bu tarz bi kuralsızlıkla yazdığını da hiç anlamadım. Kitabın isminden dolayı farklı beklentiye girdim. Fakat şurdan burdan alakasız şeyler anlatıyor. Kapak ve isim okunsun diye yazılmış,roman okunsun diye değil.”
CüceLeyla Erbil · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2019833 okunma

Yazar Hakkında

Leyla ErbilYazar · 15 kitap
Orta sınıf ailenin üç kız kardeşten ortancası. İlk, orta ve liseyi İstanbul okullarında okudu. İstanbul Üniversitesi'nde İngiliz Edebiyatı bölümünde eğitim gördü. Son sınıfta ayrıldı. Çeşitli işlerde çalıştı. Evlenerek bir süre Ankara ve İzmir'de oturdu. 1961 de İstanbul'a döndü. Evli ve bir kızı var (Fatoş Erbil-Pınar). Yazarlığa hikâyeyle başladı. İlk yayınlanan hikâyesi Uğraşsız'dır; (Seçilmiş Hikayeler Dergisi, 1956 Ankara) Giderek Dost, Yeni Ufuklar, Yeditepe,Ataç, Papirus, Yelken vb Edebiyat Dergilerinde yazı ve hikâyeleri göründü. Erbil, kendinden önce yerleşmiş olan yazın akımlarına bağlı kalmadı; roman, hikâye ve düz yazı metinlerinde ortodoks Marxçıların karşısında yer almasıyla tanındı. Psikanilizin özgürleştirici yöntemlerinden yararlanarak, dinin, ailenin, okulun, toplumsalın ürettiği tabularla dolu ideolojilere karşı 1956'da başlayan mücadelesini dilin oturmuş kelime hazinesi ve söz dizimi kuralarını değiştirme çabasıyla sürdürdü. Yeni bir biçim ve biçem geliştirdi. Başlıca düşünce kaynakları Marx ve Freud olarak belirtildi. Leyla Erbil, 1970 Türkiye Sanatçılar Birliği, 1974 Türkiye Yazarlar Sendikası kurucularından olup, PEN Yazarlar Derneği üyesidir. 1961'lerde Türkiye İşçi Partisi üyesi olan Erbil, Türkiye İşçi Partisi'in Sanat ve Kültür Bürosu'nda görev almıştır. 1979'da çağrılı olarak gittiği ABD'de kendisine, Iowa Üniversitesi Onur üyeliği verilmiştir. Edebiyat Ödüllerine katılmayan Erbil, 2000- 2001 yılı Ankara Edebiyatçılar Derneği Onur Ödüllerini kabul etmiş, 2002 yılında ise, PEN Yazarlar Derneği tarafından Nobel Edebiyat Ödülü'ne ülkemizden ilk kadın yazar adayı olarak gösterilirken, "Türk dili ve edebiyata egemenliği, aynı zamanda insana, hayata ve dünyaya karşı sorumlu aydın tavrı" vurgulanmıştır. 82 yaşında vefat eden Leyla Erbil,Zincirlikuyu Mezarlığı 'nda defnedildi.