Dostoyevski ile kaderi arasında bitmeyen bir mücadele; adeta sevgi dolu bir düşmanlık vardır. Kaderi, tüm çatışmaları acı verecek ölçüde sivriltir ve tüm karşılıkları neredeyse birbirinden ayrılırcasına, acı verecek derecede belirginleşir. Yaşam ona acı sunar, zira onu sevmektedir. Dostoyevski de hayatı sever, zira hayat onu kuvvetlice tutar aslında. Keza bu bilge adam duyguların en güçlü olanağını ızdırabın içinde idrak eder.
Dün fena sıkıldım akşama kadar;
İki paket cigara bana mısın demedi;
Yazı yazacak oldum, sarmadı;
Keman çaldım ömründe ilk defa;
Dolaştım,
Tavla oynayanları seyrettim,
Bir şarkıyı başka makamla söyledim;
Sinek tuttum, bir kibrit kutusu;
Allah kahretsin, en sonunda,
Kalktım, buraya geldim.