Tabiatın verdiği yetenekleri geliştirmek, bu yetenekleri istediği gibi kullanmak, erkekler kadar kadının da hakkıdır. Erkek nasıl bir insansa, kadın da öylece insandır. Erkek gibi onun da vücuduna ve kafasına sahip olmak ve onu yönetmek hakkıdır. Dünyaya tesadüfen kadın gelmek onu insanlığından yoksun etmez. Erkek olarak değil de kadın olarak dünyaya geldiği için -ki bunda ne erkeğin ne de kadının suçu vardır- kadını eşitlikten dışlamak, haklarla özgürlükleri tesadüfi bir dini veya siyasi görüşe bağlamak kadar haksızca bir tutumdur ve tesadüfen doğdukları kabilelere veya farklı uluslara ait oldukları için iki insanın birbirini düşman görmesi kadar saçmadır. Bunlar özgür bir insana yakışmayan görüşlerdir. İnsanlığın gelişmesi; bir insanı diğerine, bir sınıfı bir diğerine, bir cinsi bir diğerine esir düşmekten, muhtaç olmaktan kurtarmak demektir.
Yaşanan şeylerin yaşadıkları andaki sersemletici gerçekliği ile yaşanmış olanın yıllar sonra büründüğü tuhaf gerçekdışılık arasındaki uçurumu keşfetmek.
Zaman üzerimden akıp gidiyor. Bir anda kırk dokuz oldum. Günler kısaldı. Her gece yatakta saatin tik taklarını dinliyorum. Ve sabah saatin alarmıyla uyandığımda bir gece daha geçmiş oluyor. Bir sonraki geceye kadar, öylece sürüyor. Sevmek beklemek, beklemek ölmek demek. Hızla geçen küçük birimler halinde.
..
Hayat çok tuhaf. Neredeyse ölüm kadar tuhaf. Daha dün on yaşındaydım.