Muhammed bir diğer hadisinde, şayet bir insan, malına yapılan saldırıya karşı savunma yaparken öldürülürse şehittir" demiş. (Tecrid-i Sarih, No: 1101- 7/414.) Ama tam tersine, "Şayet bir insan, emeğini sömürenlere karşı mücadele edip de öldürülürse, o da şehittir" şeklinde bir beyanatta bulunmamıştır. Üstelik Kur'an'a göre (özetle), "Şayet bay olsun bayan olsun bir insan hırsızlık yaparsa, onun eli kesilir" şeklinde çok net ve kesin bir ceza tipi vardır. (Örneğin; Mâide Suresi, 38. ayet.) Kaldı ki Muhammed de, "Hırsıza lanet olsun. Bir yumurta da çalsa eli kesilir, bir ip de" demiş ve çok değersiz bir kalkan çaldığı için bir
adamın elini kesmiştir. (Tecrid-i Sarih, Diyanet tercemesi, No: 2088 ve 2090; Müslim, Hudud, No: 1685.)
Eğer Allah, gerçekten zenginlik ve fakirlik konusunda kendini müdahil olarak ortaya koyuyorsa, o zaman geçmişe dayalı örnekler vermek yerine; tam tersine bugünkü ve gelecekteki toplumları ilgilendiren, barışa katkı yapan köklü bir projeyle ortaya çıkması gerekirdi; yoksa, "Ben çok güçlüyüm, şöyle yapar, böyle ederim" şeklindeki sözlerle artık bugünkü insanları ikna etmek mümkün değildir.
... mademki Kuran'a göre Allah istediğine rızık verebiliyor ve mademki İslam inancına göre Allah çok adildir; o halde neden bu manzaraya seyirci kalıp da bu insanlara bir çözüm yolu göstermiyor; yoksa Hz. Meryem ile Hz. İsa'nın havarileri ve İsrailoğullarının sorunu bugünkü insanların sorunundan daha mı büyüktü ki, onlara gökten hazır yemek, kudret helvası ve bıldırcın etini gönderiyordu da, bugünkü ezilen insanlara seyirci kalıyor?
Kur'an'a göre, insanların zengin veya fakir olması Allah'ın takdirine bağlı olan bir hadisedir. Bunun böyle olması birçok ayette açıkça ifade edilmiştir.