İnsan ahlaka gösterdiği özenin en azından bir kısmını arzularına, kalbin ve tenin ihtiyaçlarına da göstermeliydi. Kendini terbiye ederken ruhunu öldürmemeliydi. Gün gelecek, parmağımı kıpırdatamayacak kadar ihtiyarlayacaktım. O vakit, prensip abidesi bir hayatım oldu diye avunmaktansa, canım ne çektiyse yaptım diye teselli bulmayı tercih edebilirdim. Her insanın yoldan çıkmaya hakkı olmalıydı hayatta. Çünkü hayatta tek bir yol yoktu. Çünkü ömür geçiyordu. Pişmanlıkmış, ukdeymiş dinlemeden, bir gün çat diye bitiyordu.
'Bütün bunlar neden benim başıma geldi, neden bana oldu?' diye soruyor musun kendine hiç?"
"Evet, tam da bunu soruyorum" diye cevap verdim, derin nefes almaya çalışarak.
"O zaman ben de sana sorayım. Neden sana olmasın? Ya da kime olmalıydı? Sen hak etmemiştin, ama başkaları mı etmiști? Daha aptal olanlar mesela? Kendine karşı takındığın bu acımasız tavrın altında sinsi de bir kibir gizli, görüyor musun?"