Dostoyevski bi zamanlar,
“Beni korkutan tek şey çektiklerime değmeyecek olmaktır “ demişti.
Bu sözcükler, kamptaki ıstırapları ve ölümleri içsel özgürlüğün asla kaybedilemeyeceğini kanıtlayan şehitleri tanıdıktan sonra sık sık aklıma geldi.
Onların çektiklerine değdikleri açıktı; ıstıraplarına katlanma biçimleri gerçek bir içsel kazanımdı.
Hayata anlamını ve amacını veren ve insandan asla alınamayacak olan da bu ruhsal özgürlüktür.
İnsanın zihinsel durumu ile bağışıklığı arasında ne kadar sıkı bir bağ olduğunu bilenler, ani umut ve cesaret kaybının ölümcül bir etkisi olabileceğini kavrayabilirler.