İtilaf Kuvvetlerine Karşı Halkın Tutumu ve Direnişin Şekillenmesi
Mondros Mütarekesi sonrası halk, İtilaf devletlerinin işgallerine özellikle İngiltere'nin varlığına karşı kayda değer bir tepki göstermemiş, aksine bu güçleri dostane şekilde karşılamıştır. Halkın asıl tepkisi, Doğu'da Ermenilere, Batı'da ise Yunanlılara yönelmişti. Genel kanaat, İngilizler gibi büyük güçlerin karşısında direnmenin mümkün olmadığı yönündeydi.
Bu durumu Ege'de bulunan Celal Bayar şu sözlerle ifade eder:“O sıralarda Yunanlıların dışında, yabancı bir devlet memuru görüldü mü, hemen herkes ona uğradığı haksızlığı anlatmaktan, derdini duyurmaktan fayda umuyordu. Halk, böyle bir ruhsal durum içine düşmüştü.”
Benzer şekilde, Antep, Urfa ve Maraş gibi bölgelerde Ermeni askerleri kullanan Fransızlara karşı halk yoğun tepki göstermiş; buna karşın birliklerinde İngiliz askerlerini tercih eden İngiltere daha ılımlı bir şekilde karşılanmıştır.
Mustafa Kemal, halkın İtilaf kuvvetlerine karşı çekingenliğini fark ederek direnişi önce Ermenilere ve Yunanlılara karşı örgütlemiştir. Bu yaklaşımı Sivas Kongresi tutanaklarında açıkça görülür:"O zaman Fransız, İngiliz ve İtalyanlarla da mücadele edeceğiz dese idik, milletin çekingenlik göstereceği muhtemeldi.”
Yunan işgali, halkın milli direnişe yönelmesini sağlayan bir kırılma noktası olmuştur. Falih Rıfkı Atay bu durumu şöyle anlatır:“Türklüğü bir kara ve dipsiz batağa gömüle gömüle boğulup gitmekten kurtarmak için, gökten bir Tanrı eli gibi uzanmıştır.”
Direnme arzusu zayıflamış olsa da Mustafa Kemal, halkla neler başarılabileceğini bilmekteydi. O günlerde doğrudan Saltanat’a ve İtilaf devletlerine karşı gelmekten kaçınmış, stratejisini dikkatli kurmuştur.
İngiltere’nin Planları ve İstanbul’un İşgali
İngiltere, sömürgelerinde yaşayan