Küçük Yuvarlak Taşlar adlı kitabı üç ayrı bölümden oluşan bir aile hikayesi.Anne, baba ve kız çocuğunun ayrı hikâyeleriyle
duygusal bir yolculuğa çıkıyoruz .Sorunsuz aile yok gibi ve bu gerçek aslında bizim sıradan yaşamlarımızın resmi.Yazar böylece bu sıradan yaşamlar içindeki karmaşayı sade ama etkili bir dille işlerken okuru hassas yerlerinden kavramasını biliyor,çünkü hayata dair ortaya koyduğu ayrıntılar çoğumuza tanıdık gelebilecek türden.
Her bölüm farklı bir kişinin gözünden anlatılmış,buna rağmen her kişiyle empati kurabiliyoruz ve kitabın sonunda ailenin bütünlüklü resmine ulaştığımızda hikâyeyle kişisel bağlar geliştirebiliyoruz.
Sıradan anların veriliş biçimi,diyaloglardaki duygu yoğunluğu kitabın başarısını arttıran önemli öğeler.
Hacmi küçük bir eserde insan ilişkilerindeki karmaşıklığın bu derece düşündürücü bir şekilde verilmesi kitabın temel başarısı.
Satranç onun okuduğum ilk novellası oldu,o kadar etkileyici buldum ki, sonrasında hemen hemen tüm novellalarını okudum.Kitapların hemen başında ortaya çıkan gerilim artarak devam eder ve sona kadar okuru sıkıca kavrar.Bunu her yazar yapamaz.
Yazarın akıcı dili satrancın derinliğini de ortaya koyar.İnsan ruhunun çatışmaları ve dayanıklılığı başarıyla konur ortaya.
Nazi zulmünden kaçan Dr. B. ile satranç ustası Mirko Czentovic'in karşılaşması yalnızlık, zihinsel çatışma ve varoluşsal mücadele temalarıyla işlenir.
Eser bu yönleriyle hem edebi hem felsefi bir şölen sunar.
SatrançStefan Zweig · Kırmızı Kedi Yayınevi · 2017278,9bin okunma
Tapınağın Öbür Yüzü - Bağlılık ve Bağımlılık ÜzerineToplum tarafından kadın ve erkeğe biçilen roller yaşamın rengini önemli oranda belirliyor.Ataerkil değerlerin başat olması temel sorunların da kaynağı çünkü.Kuşkusuz bunun uzun bir tarihi var ve bu konudaki tarih blinci nasıl yaşanacağını da belirler.
Tapınağın Öbür Yüzü - Bağlılık ve Bağımlılık Üzerine kadın ve erkeğin toplumsal cinsiyet rollerini yaşamın içinden örneklerle ve sade,anlaşılır bir dille anlatıyor.
Toplumsal cinsiyet rollerinin her iki cins için de içselleştirilmesi özgürlük arayışlarına ket vuruyor ama sistemin erkek egemenlikli yapısı erkeğin kendisiyle yüzleşmesini öncelikli hale getiriyor.Egemen erkekliğin sorgulanması ve cinsler arası demokratik bir ilişkinin ortaya çıkması toplumu da demokratikleştirir.Çözümü kendimizden başlatmak için