Akıllı adamın yapacağı şey, hastalığı önlemektir, hasta olduktan sonra ilaç derdine düşmek değil. Acıyı dindirmekten çok, önlemeye çalışmalı. Bu düşünceyle Utopia'lılar, yoksunlukları ilaçları gerektirecek bütün beden zevklerini bol bol tadarlar ama, bütün mutluluklarını bu zevklerden beklemezler. Başka türlü insanın mutlu olması hep açlık ve susuzluk içinde bulunmasını ve durmadan yiyip içmesini gerektirirdi. Böyle bir hayat da aşağılık ve çirkin olurdu doğrusu.
Utopia'lılar avı özgür insanlara yasak etmişler, onlara yaraşır görmedikleri bu işi sadece kasaplara bırakmışlardır ve daha önce söylediğimiz gibi, kasaplık da yalnız kölelerin işidir. Hatta, onlara av, hayvanları öldürmenin en aşağılık yoludur. Av dışındaki hayvan öldürme yolları daha dürüst sayılır. Çünkü hayvanları belli bir yarar için öldürmek başka, avcı gibi sadece kan dökme zevki için öldürmek başkadır. Öldürme zevki sadece hayvanları öldürmekte kalsa bile, ancak bir zorbalık eğiliminden gelebilir ve bu eğilim zamanla zorbalığın ta kendisi olabilir. Utopia'lılar bütün bu zevkleri ve bunlara benzer daha birçoklarını horgörürler. Başkaları ne kadar değer verirse versin, tabiata aykırı sayarlar bunları. Bunlar insana ne kadar tatlı bir sarhoşluk verirse versin, gerçek bir zevk değildir onlar için. Çünkü, derler, böylesi zevk tabiattan gelme değil, bize acıyı tatlı gibi gösteren, kötü alışkanlıklardan gelir. Nasıl ki gebe kadınlara zift baldan daha tatlı gelebilir. Oysa, hastalık ya da alışkanlığın insanlara verdiği duygular, tabiatın gerçek tadını değiştiremez, bizim duyduğumuz bir tadın hiçbir nesnenin özünü değiştiremeyeceği gibi.
Oysa, aynı taş her yerde ve her zaman aynı değeri taşımaz. İncik boncuk meraklısı bunları sadece birer taş olarak satın alır, o kadar ki bunların gerçekten birer taş olduklarına, sahici elmas yakut, ya da zümrüt olduğuna yeminler, belgeler isterler. Bunların sahte olması, gerçekten değerli birer taş olmaması bir felakettir onlar için. Oysa, göz bir ayrılık görmedikten sonra, bir taş ha gerçek olmuş ha sahte, ne çıkar bundan? Her ikisinin değeri, gözü gören için de birdir, görmeyen için de.