Yazara karşı önyargılı davranıp bugüne kadar okumadığıma pişman olduğum mükemmel ötesi bir eser. Kitabın her bölümünde altını çizebileceğim çarpıcı aynı zamanda hayat felsefesi addedebileceğim cümlelere denk geldim. İyi ki okudum. Bundan sonra da okumaya devam edebileceğim bir yazar olacak. Okur arkadaşlarıma ısrarla okumaları tavsiyemdir.
Sarsıcı bir gerçeklikle yazılmış, her midenin kaldıramayacağı olayların anlatıldığı ama aynı zamanda okurken tüyleri diken diken eden şahane bir eser. Kesinlikle okunmalı ve okutulmalı.
Hayatının en güzel gününde iftiraya uğrayan denizci Edmond Dantes, bu şüphe girdabında sevgilisi Mercedes’i, babasını ve özgürlüğünü bir anda kaybeder ve akabinde zindana hapsedilir. Acı, korkunç tecrübelerle dolu bu dönemden kaderin cilvesi ve gösterdiği azimle çıkmayı başarır. Artık güçlü, bilgili ve zengin biridir ve aklında tek bir şey vardır: Tanrı adaletinin gereğini yerine getirmek. Doğu’dan gelmiş gizemli bir kont kılığında bir intikam meleği gibi Paris sosyetesinin üzerinde dolaşır ama intikamı yalnızca düşmanlarının değil aynı zamanda masumlarında hayatını değiştirecektir.
Okurken heyecanın doruklarında gezdiğim bir eser oldu benim için…
Sene 1945… Tarihin en önemli olaylarından birinin yaşandığı: Atom bombasının atıldığı döneme bir doktorun ağzından tanıklık ediyoruz. Tıbbi anlamda bir çok bilginin verildiği, cesetlerin tasvir edildiği ve yüz binlerce kişinin öldüğü gerçeği ile olayın tam bir katliam olduğu bir kez daha insanın yüzüne vuruluyor. Kitabın yazıldığı sene Amerikan işgali sürdüğü için baskıya izin verilmemiş. Tarihin karanlık sayfalarına tüyler ürpertici bir okuma oldu benim için.