Kirpiklerimi yalnızlığın beni esir aldığı bu dünyanın üzerine örter, uyumadan evvel kendimi hayallere teslim ederdim. İmkânsızdı, bilmiyorum değildim. Ancak en güzel imkânsızlık geceleri uyumadan önce kurduğum hayallerde saklı değil miydi? Zaten iz aydınlıkta kaybolmasından sakındığımız o kırık hayalleri gecenin karanlığında koynumuza sarıp usul usul sevmek için bitmiyor muyduk günleri? Öyle gecelerde yalnızlığımı terk edip hayallere dalmaktan ürkmezdim çünkü sessiz sesiz adımladığım o hayallerde umutsuzluğuma yer açılmazdı.
Bazı geceler başımı yastığa usulca koyduğumda özlemin körüklenen yangınını içimde hiç sönmeyecek zannederdim, sanki her zaman tütecek, beni yakmaktan başka bir şey yapmayacaktı.