Dokunulmasa da,görülmese de;
Kalpte yer verilir bazısına,
Nedensiz...
Sen; aklım ve kalbim arasında kalan,
En güzel çaresizliğimsin.
Gerçi aklıma bile gelmiyorsun artık.
O kadar kalbimdesin ki...
Gözlerinin kahvesinden koy ömrüme,
Kırk yılın hatırına "SEN" kalayım.
"Sevmek" ne uzun kelime...
Şimdi açsam pencereyi beklesem.
Sen gelsen, olmaz ya hani geliversen.
Hiçbir şey sormasan,
Hiçbir şey söylemesen,
Sussan,
Sussam,
Sussak...
Susuşların anlattıklarını dinlesek.
Cemal Süreya
Nâ-fehm-i sühan dilberi nadir severiz.
Biz sevdiğimiz dilberi şair severiz...
(Sözden, şiirden anlamayan güzeli nadir severiz; bizim sevdiğimiz güzel de şair olmalı.)
Başım, ki fırtınalardan bu anda kurtuldu,
Senin dizinde nihayet biraz sükûn buldu...
Dalınca alnımı kat kat genişleten siteme,
"Neden bu vakte kadar bekledin, zavallı?" deme;
Şikâyet etme, sakın boş geçen zamanından.
Geçen zamanla ne eksildi hüsn ü ânından,
Geçen zamanla ne kaybetti ruhumun güneşi?
Muhabbetim de, cemâlin de lâyemûtun eşi...
Gelince hüsn ile aşk, ansızın, nazar nazara
Bir ân içinde döner karşılıklı aynalara.
Zaman, mesafe bu sonsuz hayâl önünde nedir?
Ne hükmü var ki, bütün kaybımız beş on senedir!
Dehâlar ölse de mısralar ihtiyarlamaz;
Güzelliğin de senin böyle tazedir kış, yaz;
Nasıl duvarda değişmeksizin durursa resim,
Nasıl güzelse Boğaz her saatte, her mevsim...
Diler beşikte görünsün, diler mezara yakın,
Yanan gönüllere ilhamı bir gelir aşkın.
Büyür çınar gibi zahmetle şanlı sevdalar;
Bahara geç kavuşur, sevgilim, büyük dağlar!
Faruk Nafiz Çamlıbel