Mark Twain... Bu yazarı çocuk kitaplarından olan Tom Sawyer'dan biliyorum. İlk defa düşünme ve sorgulama konulu bir kitabıyla karşılaştım. Okumak için listeme ekledim ve nihayet okuyabildim.
Kitap, sorgulamaları sonucu gerçeğe ulaşmış yaşlı adam ve bu adamın düşüncelerini algılayıp sorular soran genç adamın konuşmalarından oluşuyor. Kitabın birçok kısmında yazarla çeliştim fakat kitabın sonunda ikna oldum. Hala kabul etmediğim kısımlar var doğrusu.
Kitapta insanın bir makine olduğu, bu makinenin içerideki Efendinin dürtülerine göre hareket ettiği, Efendinin bu dürtülerini mizaç ve eğitimle oluşturduğu, makinenin tek işlevinin Efendinin ruhsal tatminini sağlamak olduğu anlatılıyor. Bu tatmini tetikleyen arzular kötü de olsa iyi de olsa. Ayrıca kitapta bu makinenin üretiminin ürünlerinin (düşünceler) hiçbir şekilde özgün olmadığını, birikmişlerin ürünleri olduğunu öne sürüyor. Yani insanoğlu hiçbir şekilde kendine ait düşünce üretemez diyor. Onca bilim adamı, kaşif, yazar, ressam ve müzisyenleri yok sayıyor. Aslında yok sayıyor demek biraz ağır olabilir ama bu konuda yazarın düşünceleriyle çok çeliştim ve kabullenemedim. Çok güzel bir konuya değiniliyor kitapta. Bu üretimi yapan makinenin yaratıcısının Tanrı olduğu, insana yaptıklarından dolayı yapılan alkış, övgü ve görkemin tümüyle Tanrı'ya ait olduğu ifade edilmiş. Bu övgüleri kabullenen insan, başkalarını küçümseyerek kendiyle gurur duyan, sevinen ve mutlu olan bir sahtekara dönüşüyor. Bu konuda aşırı hak verdim. Buna en büyük örneği de tarihten vermiş. Dünyaya hükmeden binlerce devletin inandıkları en büyük şey şüphesiz diğer devletlerden üstün olduğu değil midir?
Kısacası kitapta çeliştiğim çok nokta olsa da kesinlikle okunması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum.