Sahra Deniz Baltimur

Sahra Deniz Baltimur
@SahraDenizBaltimur
Kitaplardan kurulu, az insana dayalı bir dünya...
Psikoloji
Üniversite
İzmir
12 okur puanı
Temmuz 2025 tarihinde katıldı
İnsan ne kadar büyürse büyüsün, büyümesi, sevdiklerinden kopmayı kolaylaştırmıyor, acılarını azaltmaya yetemiyor...
Alıntı
Reklam
Bineceğim gemi karşımdaydı: SS Cabo San Antonio. 1948’de denize indirilmiş, savaş sonrası on binlerce sürgünü Avrupa’ya taşımış eski bir İtalyan gemisi. Bacasından kara dumanlar savurarak iskeleye geceden yanaşmıştı. Hemen yanında ama ters yönde başka bir gemi daha duruyordu: SS Conte Biancamano. Güvertesi, Şili’den, Uruguay’dan, Brezilya’dan kaçırılan yeni sürgünlerle doluydu; kadınlar çocuklarını kucağında sıkı sıkı tutuyor, erkekler sırtlarında eski bavullarla etrafa bakıyordu. Gelenlerin yüzlerinde, buraya bizim de gelirken taşıdığımız aynı ifadeler vardı, gözleri bir başka 1939’un korku dolu izlerini taşıyordu. Darbeler, aynı döngüyü tekrarlıyordu; Franco giderken Pinochet, Stroessner, Bordaberry geliyor, bir kıyı boşalırken öbürü doluyordu. Yoksulluk bitmiyordu; yalnızca gemilerle yer değiştiriyordu. Rüzgâr, iki geminin arasında bir köprü kurmuş, gidenler gelenleri selamlıyordu; sanki tarih, aynı acıyı farklı kıyılara dağıtıyordu.
Alıntı
Bunlar benim için, başka bir gökyüzünden düşmüş, ıslak kanatlı haberlerdi. Hayatım öyle amansız bir varoluş kavgasıyla, öyle bitmek bilmez bir hayatta kalma nöbetiyle doluydu ki, en saf, en çıplak insani duygular bile kapımın eşiğinde durup içeri girmekten çekiniyordu. Sevmek bana lüks değil, imkânsız bir mucize gibi geliyordu; çünkü ben o yıllarda yalnızca nefes almayı, yalnızca sabaha hayatta kalmayı öğrenmiştim. Aşk, başkalarının yaşadığı bir efsaneydi; benimse tek bildiğim, kurşun gibi ağır bir şimdiki zamanla, onun içinden güç bela sıyrılmaktı.
Alıntı
Edebiyat gibi, sinemanın da farklı bir büyüsü olduğunu keşfediyordum ama ikisi birbirinden farklıydı: Edebiyat içime girip ruhuma dokunuyordu, sinema ise ruhumu dışarı çıkarıyordu. İki önemli yaratım, sanki bir gömleğin iki yakasını birbirine birleştirircesine, geçmişle geleceği estetik bir biçimde bağlıyordu.
Ruhu ağrıyan herkesin okuması gereken bir roman: Uçurum
10/10
·302 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
Üzerine çok şey söylemek istediğim bir roman oldu Uçurum ama daha okumamış olanlar için metni de açık etmek istemiyorum. Serhat Kaya'nın Uçurum'u aslında hemen hemen her insanın yüreğinde hep var olan bir uçurum. Yazarın bu kitabı, güçlü metaforlar ve kendine has anlatım diliyle kurguladığı, benimse bugüne kadar kendisinden okuduğum kesinlikle en iyi kitap ama hissettiklerim bununla da sınırlı değil. Uçurum'u okumamış olanlar için belki biraz fazla abartılı gelecek ama bu kişisel düşüncem, Uçurum öyle bir roman olmuş ki tam bir dünya klasiği tadında. Franco döneminin gölgesindeki İspanya'yı fon alarak anlatıma başlayan eser, aslında sabit bir coğrafyadan çok, her insanın iç dünyasındaki duyguları ve karanlıkları hem ustalıkla hem de umutlu olmayı, pes etmemeyi okurun bilinçaltına bir sihir gibi aktarıyor. Romanın arka kapağında yer aldığı için söyleyebilirim, ana karakter Mateo Viento'nun yıllarca sustuğu her şeyi – annesini, babasını, ülkesini, aşkını, öğrencilerini, denizdeki dostunu – susturuşu üzerinden, hepimizin taşıdığı derin boşluklara cesurca dokunuyor UçurumUçurum Roman, baskı rejimlerinin toplumları sindiren o evrensel dilini de çok yerli yerinde kullanıyor: korku, suskunluk, ihanet rüzgarları eserken yazar hep direnmenin yanında duruyor. Serhat Kaya burada sadece bir tarihi dönem anlatmıyor; insanla vicdanı arasındaki son mesafeyi, o uçurumun kenarında durup, birçok şeyi yeniden ve daha sağlıklı düşünme iradesini resmediyor. Ama bu olurken, ana karakterin yaşamına son mu vereceğini, yoksa yaşmaya devam etmeyi mi isteyeceğini son sayfaya kadar asla anlayamıyorsunuz, ki ben bunun sürükleyiciliğine hayran kaldım. Okurken altını çizdiğim yelerden biri olan “asıl uçurum, düşmek değil, düşerken elini tutacak kimsenin olmamasıdır” gibi cümleler akışın öyle bir
Alıntı
UçurumSerhat Kaya · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 202611 okunma
Reklam