Sahra Deniz Baltimur

Sahra Deniz Baltimur
@SahraDenizBaltimur
Kitaplardan kurulu, az insana dayalı bir dünya...
Psikoloji
Üniversite
İzmir
12 okur puanı
Temmuz 2025 tarihinde katıldı
Bazı Yazarlara Serzenişimle…
Kimi okurlar vardır; bir kitabı yalnızca okumaz, ona ikinci bir hayat verir. Altını çizdiği bir cümlede, gecenin bir vakti paylaştığı bir alıntıda, bir arkadaşına “Bunu mutlaka oku,” derken eserin nabzını başka kalplere taşır. Yazarın masasında aylarca, bazen yıllarca sessizce büyüyen bir metin; işte o anda gerçek nefesine kavuşur. Çünkü edebiyat, yalnızca yazanın kurduğu bir dünya değildir. Okuyan, hisseden, yorumlayan, başkasına ulaştıran insanlar sayesinde tamamlanır. Bir kitabı görünür kılan da çoğu zaman büyük reklamlar değil; bir okurun samimiyetle kurduğu o içten cümlelerdir. Bugün bir okurumun mesajını okurken bunu ve bazı şeyleri yeniden düşündüm, biraz da üzüldüm. Yazan insan, yazdıklarının birilerinin ruhunda karşılık bulduğunu görünce, kaleminin yalnız olmadığını anlıyor. Ve belki de yazar dediğimiz kişi, en çok da okurlarına borçlu biri oluyor. Çünkü bir kitabı satın alıp hayata karıştıranlar, ona kendi zamanından ve kalbinden pay ayıran o güzel insanlardır. Ömründen zaman ayırıp kitabınızı okuyan insanın düşüncesine ve ilgisine değer vermiyorsanız bu sizin tercihli kişiliğinizdir ama eserinize ayırdığı zamana saygı duymak, onun sizden doğan bir esere temas etmesine yazarın da karşılık vermesi nezaket değildir, başlı başına bir insani gerekliliktir, yazılı olmayan bir edebiyat inceliğidir. Dolayısıyla bir yazarı var eden yalnızca yazma kudreti değil; onu gören, duyan, sahiplenen okurlardır. Bunun için her satırın ardında sessizce duran sevgili Şeyma kullanıcı isimli Şeyma hanım gibi, yazılmış kitaplara nefes olan, okunmasına vesile olan bütün okurlara içten bir teşekkür borçluyum.♥️ Serhat Kaya
Alıntı
Sahra Deniz Baltimur
👏🏻👏🏻👏🏻👏🏻👏🏻👏🏻
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
İnsan, hatırladığı kadar insandır.
Eskiden dostluklar başkaydı; bir kahvenin buğusunda uzayan, cümlelerin içinde yıllarca yaşayan… İnsanlar birbirine yalnızca hâl hatır sormaz, ruhunu da açardı. Edebiyat biraz da bu nedenle vardır hayatın tam orta yerinde: İki insanın aynı sessizliğe farklı kelimeler bırakabilmesi için. Emekli Başkomiser Mehmet amcayla ara ara aynı banka oturuyoruz. İnsan yıllarca sadece mesleğini değil, gördüklerini de taşır içinde. O anlatırken eski romanların gölgesi düşüyor öğle vaktine. Anadolu’da halk arasında dolaşıp sonra sessizce kaybolmuş menkıbeler, adı unutulan şairler, türkülerin içindeki kederler... Ben de başka hikâyeler açıyorum önüne; bugünün yalnızlığını, hız çağında eksilen merhameti, kalabalıklar içinde sessizleşen insanı konuşuyoruz. Bazen bir zeytin ağacının altında, bazen rüzgârın taşıdığı eski bir şarkının kıyısında, yaşayanları da yad ediyoruz, göçüp gidenleri de; çünkü insan biraz da hatırladığı kadar insandır. Şimdi düşünüyorum da; belki de çağımızın en büyük yoksunluklarından biri hasbihalsizlik. Kimsenin kimseyi gerçekten dinlememesi. Oysa bazı insanlar vardır; cümleleri insana eski bir kitabın arasından düşmüş kurumuş bir çiçek gibi gelir; sessiz ama unutulmazdır. Demem o ki, Nazım Hikmet Ran “ İnsan insana iyi gelmeli, gelmeyecekse hiç gelmemeli” sözünü boşuna söylememiş. Çünkü bazen koca bir ömür, öğle vakti edilen samimi bir sohbete sığacak kadardır. Dostlara, dostluğa hürmetle.♥️ Serhat Kaya
Alıntı
Sahra Deniz Baltimur
Zaman makinası gibisiniz, ruhunuza sağlık Serhat bey.
10/10
·220 syf.··
Beğendi
·
2026 11. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 11 Nisan 2026 12:13
Yazarın okuduğum ilk kitabı. Kitapyurdu’nun 2025 yılının “en”lerini seçtiği yarışmadan dördüncü oluşu ile dikkatimi çekti. Günümüz Türkiye’sinin ve Orta Doğu kadınlarının kanayan yarası olan kadın cinayetleri konusu işlenmiş. Eksik olarak gördüğüm tek yanı: Konu daha derinlemesine işlenebilirdi. Onun dışında dilin akıcılığı, konunun sürükleyiciliği gayet başarılı. Hikaye yarım kaldı. Bir devam romanı gelmeli. Bu eser ve konu bunu hak ediyor.
Nadide AdaletSerhat Kaya · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 202545 okunma
Eylül isimli okura yanıt verildi
Sahra Deniz Baltimur
Ben Serhat Kaya'nın Azad adlı romanını Nadide Adalet'ten daha çok beğenmiştim, çok daha detaylı ve katmanlı bir anlatım vardı, daha doyurucu bulmuştum ama Uçurum konusunda size katılıyorum, kitabın yarısına yakının altını çizerek okudum hatta hakkında yazdığım inceleme yazısında tam bir dünya klasiği demiştim, aşağıya bırakıyorum. #298992521
Çok katmanlı karakter dünyası: UÇURUM
10/10
·302 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
Bazı romanlar vardır, okurken değil, bittikten sonra içinize çöker. Uçurum benim için tam olarak öyle bir roman oldu. En çok etkilendiğim şey, Serhat Kaya’nın kurduğu o çok katmanlı karakter dünyası oldu. 10’un üzerinde karakterin kendine has dünyası ayrı ayrı işlenmişti. Ve hiçbiri yalnızca bir “karakter” değil; her biri bir dönemin yükünü omuzlayan, suskunluklarıyla konuşan, kırılgan ama dirençli insan parçalarından yapılmış hayat kolajlarıydı. Özellikle bazı ana karakterlerin derinliği ve taşıdığı ağırlıklar, sayfalar ilerledikçe insanın içine işliyor. Romanın Franco dönemi anlatımı ise sadece tarihsel bir arka plan değil; adeta yaşayan, nefes alan bir baskı atmosferi. O dönemin karanlığı, korkusu, sindirilmişliği o kadar sahici ki… Ama asıl çarpıcı olan şu: Bu anlatı geçmişte kalmıyor. Okurken insan fark ediyor ki, anlatılan yalnızca bir ülkenin tarihi değil; bugün hâlâ dünyanın farklı yerlerinde, farklı biçimlerde varlığını sürdüren baskıcı düzenlerin yankısı. Roman, bunu bağırmadan, didaktik olmadan, sadece göstererek hissettiriyor. Yaklaşık 300 sayfa olmasına rağmen, elimden bitirmeden bırakamadığım nadir kitaplardan biri oldu. Her bölümde biraz daha derine çekildim; her sayfa bir sonraki için bir çekici zorunluluk yarattı. Bitirdiğimde ise içimde anlamlı bir boşluk kaldı; iyi edebiyatın bıraktığı o tanıdık boşluk. Abartarak değil, içtenlikle söylüyorum, bu roman, son yıllarda değil, ömrüm boyunca okuduğum en etkileyici 5 romandan biri diyebilirim. Uçurum, insanın içindeki sessiz yaralara, toplumların görünmeyen baskılarına ve tarihin bugüne uzanan gölgelerine tutulmuş güçlü bir ışık. Okunmalı demek yetersiz kalır… Bu kitap, hissedilmeli ve birkaç kez okunmalı. Serhat Kaya Uçurum
1000Kitap
UçurumSerhat Kaya · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 202611 okunma
Sahra Deniz Baltimur
Ben de çok beğenerek okudum, hatta şöyle bir sıkıntı yarattı, şimdi elime aldığım romanları yüzeysel buluyorum, çünkü Uçurum, anlatım dili, karakterler, hikayenin akışı, muazzam detaylar, tarihsel içerikler gibi hemen hemen her yönden çok doyurucuydu.
Sizce kadınlar mı yoksa erkekler mi daha çok kitap okuyor?
Yorumda buluşalım... Okuma alışkanlıkları üzerine yapılan uluslararası araştırmaların sayısı sınırlı; eldeki veriler de çoğu zaman kesin ve tartışmasız sonuçlar sunmaktan uzak. Yine de bu parçalı tablo içinde belirgin bir eğilim kendini hissettiriyor: Kadınlar, ortalamada erkeklerden daha fazla okuyor. Çeşitli çalışmaların işaret ettiği %10–15’lik fark, mutlak bir hakikatten ziyade güçlü bir izlenim olarak karşımıza çıkıyor. Bu yüzden “kadınlar daha çok okur” algısının, bütünüyle olmasa da, temelsiz olmadığı söylenebilir. Ne var ki algılar çoğu zaman hakikatin yalnızca bir yüzünü büyütür. Özellikle genç yaş grubunda (kabaca 16–30 aralığında) kitabın bir okuma nesnesi olmaktan çıkıp bir “görünürlük aracı”na dönüştüğü anlara rastlıyoruz. Yeni bir mekân, yeni bir kimlik, yeni bir estetik… Kitap, kimi zaman bu vitrinin zarif bir parçasına indirgenebiliyor. Bu durum, edebiyatın içsel derinliğini bilenler için rahatsız edici bir yüzeysellik hissi doğurabiliyor; fakat meseleyi yalnızca buradan okumak, büyük resmi ıskalamak olur. Çünkü kadınlar, yalnızca okumakla kalmıyor; okuduklarını dolaşıma sokma, görünür kılma ve paylaşma konusunda da daha cömert davranıyor. Bir metinle kurulan ilişkiyi saklamak yerine çoğaltmayı tercih ediyorlar. Bu yönelim, edebiyatın kamusal alandaki varlığını besleyen önemli bir damar. Fuarlarda, söyleşilerde, atölyelerde, edebiyatın nefes aldığı o kalabalık mekânlarda kadınların belirgin varlığı tesadüf değil. Anlatının zenginleşmesi, tartışmanın derinleşmesi ve edebi üretimin daha geniş kitlelere ulaşması büyük ölçüde bu görünürlük sayesinde mümkün oluyor. Bütün bunlara rağmen, şaşırtıcı ve bir o kadar da düşündürücü bir gerçek var: Çok okunan, kanonlaşan, geniş kitlelere ulaşan eserlerin önemli bir kısmı hâlâ erkek yazarların imzasını taşıyor.
Alıntı
Sahra Deniz Baltimur
Kesinlikle kadınlar diyorum...