Serhat Kaya

Serhat Kaya
@serhatkayaofficial
Bu sayfa; Yazar Serhat Kaya adına kitaplarının tanıtımı, haber paylaşımı, söyleşi, fuar ve okur buluşmaları hakkında bilgilendirme amaçlı oluşturulmuş ve yazar adına medya ofisi tarafından yönetilmektedir.
Yazar
Antalya
İstanbul Cihangir
357 okur puanı
Ocak 2019 tarihinde katıldı
Söze dokunuşu sözden güzel ustam
15. Antalya Kitap Fuarı, kıymetli büyüğüm, ustam, onur konuğumuz Zülfü Livaneli’nin katılımıyla tüm kitapseverler adına unutulmayacak bir güzellikte başladı. Livaneli’nin Balıkçı ve OğluBalıkçı ve Oğlu eserinde “çiçeğe dokunuşu çiçekten güzel” demesi gibi, ustamın da söze dokunuşu sözden daha güzel. Hem fuar alanında bizleri yalnız bırakmayan on binlerce güzel yüreğe ve söyleşide salonlara sığmayan ilginize içtenlikle teşekkür ediyorum. Çok yaşa usta, seninle birlikte yaşasın sanat, yaşasın edebiyat!♥️ Bekle BeniBekle Beni Zülfü LivaneliZülfü Livaneli Serhat KayaSerhat Kaya
Alıntı
Reklam
Bugün Lorca’nın doğduğu gün.
İnsanlık tarihinde kimi isimler vardır; onların varoluşlarını sadece sanat ya da edebiyat içinde değerlendirmek haksızlık olur. Lorca da onlardan biridir. Çünkü o, şiiri sadece estetik bir uğraş olmaktan çıkarıp insanın en derin yaralarına dokunan bir dile dönüştürdü. Dizelerinde aşk kadar ölüm, umut kadar keder ve özgürlük kadar korku vardır. Bu yüzden Lorca’yı okurken insan ruhunun en karanlık ve en aydınlık yanlarıyla karşılaşırsınız. Benim için Lorca, hakikatin bedelini ödeyen büyük yazarlardan biridir. Uçurum’u yazarken de birçok kez onun sesini, yalnızlığını ve dünyaya karşı direnen o kırılgan ama güçlü ruhunu düşündüm, romanın önemli bir omurgasında Lorca’ya da yer verdim. Çünkü bazı yazarlar sadece eser bırakmaz; kendilerinden sonra gelenlerin zihnine ve vicdanına da yerleşir. Bugün, doğumunun 128. yılında Federico García Lorca’yı saygıyla anıyor, onun susmamayı bir direniş gösterisine dönüşen sözleriyle hepinizi selamlıyorum: “Bu dünya beni boğuyor ama susmak en ağır zincir.” Federico Garcia LorcaFederico Garcia Lorca Serhat KayaSerhat Kaya UçurumUçurum
Alıntı
Bazı Yazarlara Serzenişimle…
Kimi okurlar vardır; bir kitabı yalnızca okumaz, ona ikinci bir hayat verir. Altını çizdiği bir cümlede, gecenin bir vakti paylaştığı bir alıntıda, bir arkadaşına “Bunu mutlaka oku,” derken eserin nabzını başka kalplere taşır. Yazarın masasında aylarca, bazen yıllarca sessizce büyüyen bir metin; işte o anda gerçek nefesine kavuşur. Çünkü edebiyat, yalnızca yazanın kurduğu bir dünya değildir. Okuyan, hisseden, yorumlayan, başkasına ulaştıran insanlar sayesinde tamamlanır. Bir kitabı görünür kılan da çoğu zaman büyük reklamlar değil; bir okurun samimiyetle kurduğu o içten cümlelerdir. Bugün bir okurumun mesajını okurken bunu ve bazı şeyleri yeniden düşündüm, biraz da üzüldüm. Yazan insan, yazdıklarının birilerinin ruhunda karşılık bulduğunu görünce, kaleminin yalnız olmadığını anlıyor. Ve belki de yazar dediğimiz kişi, en çok da okurlarına borçlu biri oluyor. Çünkü bir kitabı satın alıp hayata karıştıranlar, ona kendi zamanından ve kalbinden pay ayıran o güzel insanlardır. Ömründen zaman ayırıp kitabınızı okuyan insanın düşüncesine ve ilgisine değer vermiyorsanız bu sizin tercihli kişiliğinizdir ama eserinize ayırdığı zamana saygı duymak, onun sizden doğan bir esere temas etmesine yazarın da karşılık vermesi nezaket değildir, başlı başına bir insani gerekliliktir, yazılı olmayan bir edebiyat inceliğidir. Dolayısıyla bir yazarı var eden yalnızca yazma kudreti değil; onu gören, duyan, sahiplenen okurlardır. Bunun için her satırın ardında sessizce duran sevgili ŞeymaŞeyma kullanıcı isimli Şeyma hanım gibi, yazılmış kitaplara nefes olan, okunmasına vesile olan bütün okurlara içten bir teşekkür borçluyum.♥️ Serhat KayaSerhat Kaya
Alıntı
“İnsan, Kendi Zihniyle Aynı Odada Duramıyor Artık.”
“İnsan, Kendi Zihniyle Aynı Odada Duramıyor Artık.”   Ödüllü Yazar Serhat Kaya ile çağın yalnızlığı, şiddeti, edebiyatı ve insanın içindeki uçurum üzerine özel bir söyleşi   Haber-Söyleşi / A. Elçin Tanören   Bir ekranın ışığında sabahlayan milyonlar; aynı masada oturup birbirine dokunamayan insanlar, kendini özgür sanırken algoritmaların içinde kaybolan zihinler… Bugün çağımızın en büyük trajedilerinden biri de hiç olmadığı kadar görünürüz ama hiç olmadığı kadar yalnızız.   Son yıllarda yayımladığı romanlarla çağın kırılgan ruh hâlini anlatan, toplumsal gerçekliği bireyin iç yaralarıyla aynı cümlede buluşturabilen önemli romancılardan biri Serhat Kaya. Özellikle ödül alan romanları ve yakın zamanda geniş yankı uyandıran Uçurum ile okurların dikkatini çeken Serhat Kaya; şiddetin normalleşmesini, modern insanın tükenişini, ilişkilerin sessizce çürümesini ve edebiyatın geleceğini anlattı.   Söyleşimiz sadece edebiyat üzerine değil, tümden bir çağın ruh hâli üzerine oldu. Ve belki de en çok şu sorunun etrafında dolaştık: İnsan, kendinden bu kadar uzaklaşınca geriye ne kalır?   Son yıllarda ödüllü romanlarınızla daha geniş kitleye ulaşmaya başladınız. Sizce okur, romanlarınızda en çok neyle bağ kuruyor?   Sanıyorum insanlar artık kusursuz kahramanlardan sıkıldı. Çünkü hayatın kendisi kusurlu. Benim romanlarımda herkes biraz yaralı, biraz eksik, biraz geç kalmış halde dolaşıyor. Okur orada kendisini görüyor olabilir. Bugün modern insanın en büyük problemi başarısızlıktan daha çok, anlaşılmamak. Bir de galiba şunu hissediyorlar: Ben yukarıdan konuşan, hayatı bir akademik kürsüden anlatan bir yazar değilim, bilakis sokağın içinden anlatıyorum. Metrodan, kahve kuyruğundan, aile sofralarından, suskun evlerden geçiyor hikâyelerim. Okurlar metinlerimde kendi hayatının yankısını
1000k
İnsan, hatırladığı kadar insandır.
Eskiden dostluklar başkaydı; bir kahvenin buğusunda uzayan, cümlelerin içinde yıllarca yaşayan… İnsanlar birbirine yalnızca hâl hatır sormaz, ruhunu da açardı. Edebiyat biraz da bu nedenle vardır hayatın tam orta yerinde: İki insanın aynı sessizliğe farklı kelimeler bırakabilmesi için. Emekli Başkomiser Mehmet amcayla ara ara aynı banka oturuyoruz. İnsan yıllarca sadece mesleğini değil, gördüklerini de taşır içinde. O anlatırken eski romanların gölgesi düşüyor öğle vaktine. Anadolu’da halk arasında dolaşıp sonra sessizce kaybolmuş menkıbeler, adı unutulan şairler, türkülerin içindeki kederler... Ben de başka hikâyeler açıyorum önüne; bugünün yalnızlığını, hız çağında eksilen merhameti, kalabalıklar içinde sessizleşen insanı konuşuyoruz. Bazen bir zeytin ağacının altında, bazen rüzgârın taşıdığı eski bir şarkının kıyısında, yaşayanları da yad ediyoruz, göçüp gidenleri de; çünkü insan biraz da hatırladığı kadar insandır. Şimdi düşünüyorum da; belki de çağımızın en büyük yoksunluklarından biri hasbihalsizlik. Kimsenin kimseyi gerçekten dinlememesi. Oysa bazı insanlar vardır; cümleleri insana eski bir kitabın arasından düşmüş kurumuş bir çiçek gibi gelir; sessiz ama unutulmazdır. Demem o ki, Nazım Hikmet RanNazım Hikmet Ran “ İnsan insana iyi gelmeli, gelmeyecekse hiç gelmemeli” sözünü boşuna söylememiş. Çünkü bazen koca bir ömür, öğle vakti edilen samimi bir sohbete sığacak kadardır. Dostlara, dostluğa hürmetle.♥️ Serhat KayaSerhat Kaya
Alıntı
Reklam