“İnsan, Kendi Zihniyle
Aynı Odada Duramıyor Artık.”
Ödüllü Yazar Serhat Kaya ile çağın yalnızlığı, şiddeti, edebiyatı ve insanın içindeki uçurum üzerine özel bir söyleşi
Haber-Söyleşi / A. Elçin Tanören
Bir ekranın ışığında sabahlayan milyonlar; aynı masada oturup birbirine dokunamayan insanlar, kendini özgür sanırken algoritmaların içinde kaybolan zihinler… Bugün çağımızın en büyük trajedilerinden biri de hiç olmadığı kadar görünürüz ama hiç olmadığı kadar yalnızız.
Son yıllarda yayımladığı romanlarla çağın kırılgan ruh hâlini anlatan, toplumsal gerçekliği bireyin iç yaralarıyla aynı cümlede buluşturabilen önemli romancılardan biri Serhat Kaya. Özellikle ödül alan romanları ve yakın zamanda geniş yankı uyandıran Uçurum ile okurların dikkatini çeken Serhat Kaya; şiddetin normalleşmesini, modern insanın tükenişini, ilişkilerin sessizce çürümesini ve edebiyatın geleceğini anlattı.
Söyleşimiz sadece edebiyat üzerine değil, tümden bir çağın ruh hâli üzerine oldu. Ve belki de en çok şu sorunun etrafında dolaştık: İnsan, kendinden bu kadar uzaklaşınca geriye ne kalır?
Son yıllarda ödüllü romanlarınızla daha geniş kitleye ulaşmaya başladınız. Sizce okur, romanlarınızda en çok neyle bağ kuruyor?
Sanıyorum insanlar artık kusursuz kahramanlardan sıkıldı. Çünkü hayatın kendisi kusurlu. Benim romanlarımda herkes biraz yaralı, biraz eksik, biraz geç kalmış halde dolaşıyor. Okur orada kendisini görüyor olabilir. Bugün modern insanın en büyük problemi başarısızlıktan daha çok, anlaşılmamak. Bir de galiba şunu hissediyorlar: Ben yukarıdan konuşan, hayatı bir akademik kürsüden anlatan bir yazar değilim, bilakis sokağın içinden anlatıyorum. Metrodan, kahve kuyruğundan, aile sofralarından, suskun evlerden geçiyor hikâyelerim. Okurlar metinlerimde kendi hayatının yankısını