Mine Söğüt Daha önce bitirdiğimde bana ne hissettirdiğini anlamadığım çok az kitap oldu ve bu kitap da onlardan birisi. Kitap görmezden geldiğimiz, hayatlarını merak etmediğimiz ve belki de yardım etmeye erindiğimiz insanların yaşamlarını 5 karakter üzerinden konu alıyor. Okurken daha önce gördüğüm -sadece gördüğüm ama bakmadığım- insanların acaba neden o halde olduklarını, onların da bu kitaptakine benzer yaşamları olup olmadığını düşündüm durdum. Kitapta geçen ''Hepimiz kayıbız, dışlanmışız, istenmeyeniz, görünmeyeniz, umursanmayanız. Yanımızdan geçip giden insanlar için bazen vicdan azabı, bazen mide bulantısıyız.'' cümleleri alıştığımız bir gerçeği tekrar yüzüme vurdu: Bize benzemeyenleri yadırgıyoruz. Kitabı okurken sürekli bir sonraki bölümde olumlu şeyler görmeyi güzel bir şeylerin olmasını bekledim ama bunu hiç görmedim belki de kitabı bu kadar gerçekçi kılan şey dışlanmış Başkalarının Tanrısı ve beş parasız olanın hiç yola girmeyen hayatıdır bilemiyorum.
Bu Mine Söğüt'le tanıştığım ilk kitap. Bir incelemede kitabın edebi dilinin olmadığını okudum ama bence akıcı ve sürükleyici olmasına rağmen göründüğünden daha farklı anlamlar taşıyan cümleler çok fazlaydı kitapta. Kitabı sevdim ve etkilendim yazarın kalemi de beni kendine çekti diğer kitaplarını da heyecanla okuyacağımı tahmin ediyorum. Bence bu kitap alışık olmadığımız bir hayata dahil olmak için okunabilecek bir kitap tavsiye ederim. Keyifli okumalar.
"Önemli olan insanın kendisinden başkasına bakmayı bilmesi. O zaman biz de bir başkası olduğumuzu anlarız. İnsanın en büyük meselesi kendisini anlamlandırmasıdır şair."
Orada değilken yaşadıklarının anlamını açıklayabilmeli insan. İyi ya da kötü. Pişmanım diyebilmeli mesela. Ya da iyi ki gitmişim. Gidişinin nedenini açıklayabilmeli. Dönüşüne bir sebep bulabilmeli.
Kimin kim olduğuna önem veren bu dünyanın kimseye önem vermemesi üzerine düşünmeye başladığımız anda her şeyin altüst olacağını bildiğimizden olsa gerek, hiçbirimiz gerçekten kim olduğumuzun peşine düşmüyoruz.