...
Fakat nihâyet az bir zaman sonra, sıra İslâm harflerine de gelmişti. Bir gece sabahlara kadar süren müzakere sonunda Islâm harfleri yasaklanmış, onların yerine bugünkü Latin asıllı alafranga harfler kabul olunmuştu. Ben de Seyyid Tâhâ Efendi'ye söz vermiş bulunduğum için buna dair gelişmeleri günü gününe takip ediyordum. Nihayet mâhud kanunun kabul edilmesi üzerine koşup kendisine haber verdim:
Maalesef kanun kabul edildi ve İslâm harfleri yasaklandı!" dedim.
Hoca Efendi'nin aldığı bu haber üzerine rengi sarardı. Şimdi hatırlayamadığım bir âyet-i kerimeyi mütevekkiläne bir sûrette okudu. Bir bardak su istedi, kendisine verdik. İçti. Sonra:
Çok yorgunum. Seni bekledim, uyumadım. Ben biraz yatacağım. Sen sabah namazını bekle ve beni de uyandır!" dedi.
Sabah olunca kendisini uyandırmak için yanına gittiğimde onu yatağında cansız buldum. Seyyid Tâhâ Hazretleri duyduğu kahır ve ızdıraptan göçmüştü!..
Ankara'dan geldikten sonra bu hadiseyi merhum Fuad Şemsi (İnan) Bey'e anlattım. Pek müteessir oldu ve:
Hiç birimiz Tâhâ Efendi kadar doğru düşünemedik ve İslâm harflerinin ehemmiyetini anlayamadık!" dedi.