Muhammed Ali Ulupınar

Bütün içki paralarını Hüseyin Gülerce'nin verdiğini söylediler." Yılmaz Yalçıner'in bu beyanını Lâtif Erdoğan'ın yüzüne vurmam üzerine çikolatasını kaptığı gibi: "- Sen O'nu yıkmaya çalışıyorsun! Ama yıkamazsın!.." diyerek odamdan dışarı çıktı. O'na şu cevabı yetiştirdim: "- O'nu Allah yıkacak! Çünkü bu dinin sâhibi ve koruyucusu O'dur. Yirmi dört milyon kilometre kare toprağı olan Osmanlı yıkıldı. Fethullah kim oluyor ki!.."
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Ve bir itiraf: İsmet paşa, ulus gazetesinde günlük hâtırat yayımlarken harf inkılâbı için 'biz bu inkılâbı Müslüman halkımızın İslam'dan uzaklaşması için uyguladık.'

İsmet İstanbulî

@34_istanbul
·
İslâm Harflerinin Yasaklanması
... Fakat nihâyet az bir zaman sonra, sıra İslâm harflerine de gelmişti. Bir gece sabahlara kadar süren müzakere sonunda Islâm harfleri yasaklanmış, onların yerine bugünkü Latin asıllı alafranga harfler kabul olunmuştu. Ben de Seyyid Tâhâ Efendi'ye söz vermiş bulunduğum için buna dair gelişmeleri günü gününe takip ediyordum. Nihayet mâhud kanunun kabul edilmesi üzerine koşup kendisine haber verdim: Maalesef kanun kabul edildi ve İslâm harfleri yasaklandı!" dedim. Hoca Efendi'nin aldığı bu haber üzerine rengi sarardı. Şimdi hatırlayamadığım bir âyet-i kerimeyi mütevekkiläne bir sûrette okudu. Bir bardak su istedi, kendisine verdik. İçti. Sonra: Çok yorgunum. Seni bekledim, uyumadım. Ben biraz yatacağım. Sen sabah namazını bekle ve beni de uyandır!" dedi. Sabah olunca kendisini uyandırmak için yanına gittiğimde onu yatağında cansız buldum. Seyyid Tâhâ Hazretleri duyduğu kahır ve ızdıraptan göçmüştü!.. Ankara'dan geldikten sonra bu hadiseyi merhum Fuad Şemsi (İnan) Bey'e anlattım. Pek müteessir oldu ve: Hiç birimiz Tâhâ Efendi kadar doğru düşünemedik ve İslâm harflerinin ehemmiyetini anlayamadık!" dedi.
Sayfa 70 - Sebil Yayınevi, 5. Baskı, İstanbul 2016·Kitabı okudu
Fethullah Gülen bir televizyonda M. Kemal Paşa hakkında: "- Atatürk idârî ve siyâsî bir dâhidir. Biz hiçbir mecburiyetimiz olmadığı hâlde Türkî cumhuriyetlerdeki mekteplerimiz için buradan bir kamyon doludu heykel gönderdik"
Metin Akpınar ve Fethullah Gülen
Televizyonda din aleytarı hissiyatıyla tanıdığım Metin Akpınar'la yapılmakta olan bir röportaja denk geldim. Programcı kendisine: "- Fethullah Gülen hakkında ne diyorsunuz?" diye sorunca O, şu cevabı verdi: "- Fethullah Gülen son zamanlarda bazı tâvizler vermektedir. Bu tâvizleri arap örfünden veriyorsa O'nun alnından öperim, eğer İslâm şeriatından veriyorsa O'nun .... bilmem neresinden öperim." Buna hep birlikte şâhid olduk. Ve O'nun kullandığı terbiyesizce kelimeden yüzümüz kızardı.
Biz Müslümanlar, ustasıyız Vatan sevmenin
Bu fişlemeleri yapanları ise yel değirmeniyle dövüşen Don Kişot'a benzeten Mısıroğlu şöyle konuştu: "- Ben ne «Nurcu» oldum ne de başka bir gruptan oldum. Ama üniversitede 'Nurcu' diye de dövüldüm. 1971'te Eskişehir'de hapsedildiğimde MİT raporları geldi. Her raporda bin tane yanlış var. Sen beni düşman olarak görüyorsan gör ama bilgin doğru olsun. Ben ne olduğumu gizlemedim ki! Ben bir Müslümanım. Dinime zarar veren her hareketin karşısındayım. Bunlar değişen Dünya şartlarını bilmiyorlar ya da kabul etmek istemiyorlar. Bundan dolayı Cumhuriyet'in ilk yıllarında yapılan din karşıtlığını sürdürmek istiyorlar. Biz ise din ve vicdan özgürlüğü istiyoruz. Bize "vatan hâini" diyorlar. Türk'üm ben arkadaş, böyle vatan hainliği nerede görülmüş! Bunlar yel değirmenleriyle dövüşen Don Kişot'lardır: "