Muhammed Ali Ulupınar

Arnold J. Toynbe'nin; bugün dahi uykuda olduğu, ve fakat uyanacak olursa, İslâm'ın vurucu esprisi üzerinde hesaplanamayacak derecede psikolojik bir tesir yapacağı bilinen dediği, Abdülhamid'in panislâmizmi, Avrupalılar'ı endişeye düşürdüğü için, onlar da hücuma geçmişler ve 19. yüzyıl Osmanlı siyasetinde büyük bir rol oynayan tarikatların faaliyetlerini kösteklemek için, ellerinden geleni yapmışlardır.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
İhsan Süreyya sırma'nın kitabından alıntı
Sultan II. Abdülhamid'in, Batı emperyalizmine karşı kullandığı en büyük silah tarikatlardır. Bu tarikatlar vasıtasiyle, müdafii olduğu «Panislamist» fikirlerini, bütün İslâm Dünyası'na yaymış, ve bu faaliyetlerinin yardımıyla -belki-otuz üç sene saltanatta kalabilmiştir. «O'nun, bütün kabilelerde, hatta en âsi olan bedeviler arasında bile temsilcileri vardı». «O'nun, Çin, Fas, Hindistan, Buhara ve bilhassa imparatorluğun eski vilayetleri olan Mısır, Tunus, Bosna, Kafkasya v.s. gibi, gayr-ı müslimlerin kanunlarının idaresi altına düşmüş yerlerde adamları vardı.
Dinler işlerini bitirmiş, vazifeleri tükenmiş, yeniden uzviyet ve hayâtiyet bulamayan müesseselerdir...(Şükrü kaya-Dahiliye vekili) Ne garib bir tesadüf değil mi? Buralarda da (kafkasya) 'Bütün dinlerin tek nesilde yok edilmesinden' bahsediliyordu. <<İslam'ın Kalıntılarının Sebebleri ve Onları Bertaraf Etmenin Vâsıtaları», «Yeni Gelenekler ve Sona Ermiş Bir Mâzînin Kalıntıları Hakkından» dem vuranlar vardı. Çünkü onlar يُرِيدُونَ لِيُطْفِوُا نُورَ اللَّهِ بِأَفْوَاهِهِمْ وَاللَّهُ مُتِمُّ نُورِهِ وَلَوْ كَرِهَ الْكَافِرُونَ (İstiyorlar ki Allah'ın nurunu ağızlarıyla söndürsünler, Allah ise nurunu tamamlayacaktır, isterse kâfirler hoşlanmasınlar. Saffat-8) ilahî fermândan bîhaber idiler."
İbn Haldun:
"Tasavvuf, İslâm milletinde sonradan peyda olan şer'î ilimlerin biridir. Esâsı, Ashab ve Tâbiin ile onlardan sonra gelenlerin hak ve hidâyete uyan halleridir. Temeli, ibâdetle meşgul olmak ve kendini Allah'a vermek, Dünya alâyişlerinden ve süslerinden yüz çevirmek, herkesin dadandığı mal ve menalden el etek çekmek, halkdan ayrılarak ve halvete çekilerek ibâdete dalmaktır."
Montgomery Watt: "(O) göçebelerin ahlakının en iyi yanlarını alıp bunları yerleşik topluluklara uygulamak suretiyle pek çok değişik ırktan insanın yaşayabileceği dinî ve toplumsal bir çerçeveyi kurumsallaştırdı. Bu bir hilekârın ya da yaşlı bir şehvet düşkününün işi değildir."