Muhammed Ali Ulupınar

Margoliouth: "Peygamber öldüğünde de onun zırhı, borcuna karşılık bir Yahudi tarafından alınmıştı." 1. Bunun zırh olması, yoksulluğunun şiddetini gösterir. 2. Ölümünün de böyle olması, gücü eline aldıktan sonra da fakirce yaşadığını gösterir, çünkü olay maddi zorlukların had safhada olduğu dönemlere ait değildir. 3. Böyle şiddetli bir yoksullukta -yapılsa hiçbir güç mâni olmayacak ve kınamayacak olmasına rağmen- azınlık durumundaki Yahudi'nin malına el konulması yerine, borç alınması, toplumun adalet yapısını gösterir. 4. Azınlığa mensup bir şahsın, devlet başkanına borç verecek kadar zengin olması, iktisadi adaleti gösterir.
Reklam
samimiyet delili
Lesley Hazleton: "Mekke'nin fethinden sonra Muhammed istemiş olsaydı, kendisini Mekke'nin, hatta tüm Hicaz bölgesinin kralı ilan edebilirdi. Zira herkesçe kabul görmüş, ittifaktan sözler almış ve şimdiye kadar kimsenin elde edemediği bir konuma ulaşmıştı. Fakat o, bunların hiçbirisini yapmamıştır. İsteseydi Mekke'de, Kâbe'nin yanına bir cami ve saray inşa edip hanedanlık başlatabilirdi. Aksine o, Mekke'yi başkent ilan etmemiş ve Medine'ye geri dönmüştür. "
Hazret-i Ali (r.a.): "İnsanlara anladıkları şeyleri söyleyin, anlamadıklarını da bırakın. Siz, Allah ve Rasûlü'nün yalanlanmasını ister misiniz?" (Buhârî, İlim, 49) buyurmuştur.
İşte tasavvuf, insanoğlundaki adem-i mutlak, şerr-i mutlak ve kubh-i mutlak sıfatlarını bertaraf ederek Allah'ın sıfatlarını iktisâb etme yolunda bir gayret ve gelişmeyi ifade eder.
TEBLİĞ MES'ÛLİYETİ
Ebû Hüreyre Hazretleri şöyle buyurur: Ashâb-ı kirâm arasında şu hakikati duyardık: Kıyâmet gününde bir kişinin yakasına, hiç tanımadığı biri gelip yapışır. Adam şaşırarak: "- Benden ne istiyorsun? Ben seni hiç tanımıyorum ki!" der. Yakasına yapışan kişi de şu cevabı verir: "- Dünyada iken beni hatâ ve çirkin işler üzerinde görürdün de, îkâz etmez, beni o kötülüklerden alıkoymazdın.” (Rudânî, Cem'u'l-fevâid, V, sh.384)